5 Aralık Kadınlarımızın seçme ve
seçilme hakkına kavuştuğu gündür.Türk kadını kendisine bu hakkı veren ulu Önder
Atatürk ile ne kadar övünse azdır.
Bu gelişimin tarihsel sürecine göz atacak olursak;
Kadının toplum içindeki yerini
belirleyen, hak ve hukukunu güvence altına alan köklü dönüşüm ve reformlar,
1924 yılından başlayarak Büyük Millet Meclisi tarafından peş peşe gerçekleştirilmeye başlamıştır.
Çünkü Cumhuriyetin en önemli amaçlarından biri, kadınlarında erkeklerin yanında
toplum yaşamında yer almalarını en kısa zamanda sağlamaktı. Bu amacın
gerçekleşmesi sürecinde ise kadınların siyasal yaşamda yer almaları
kaçınılmazdı. İşte bu yüzden,
3 Nisan 1930’da Belediye seçimlerinde Türk kadınlarına seçme ve seçilme hakkı tanıyan
yeni Belediye Kanunu kabul edildi.
26 Ekim 1933’te kadınlara Köy İhtiyar Heyetleri için yapılan
seçimlerde, seçme ve seçilme hakkı vermek amacıyla Köy Kanunu’nda değişiklik
yapıldı.
3 Aralık 1934’de ise;
İsmet İnönü ve 191 arkadaşı tarafından Anayasa’nın 10. ve
11. maddeleriyle, Seçim Kanunu’nun bazı maddelerinin değiştirilmesi ve bu
kanuna bir madde eklenmesi hakkında bir kanun teklifi yapılmıştır. Teklif ile 22
yaşını bitiren her Türk kadın ve erkek milletvekili seçme; 30 yaşını bitiren her
Türk kadın ve erkek milletvekili seçilebilme hakkına sahip olması
amaçlanmıştır.
Böylece Cumhuriyet’in Türk kadın ve erkeğinin ortak eseri
olduğu vurgulanmış, kadına yeni bir bakış açısı getirilmiştir.
5 Aralık Türk kadının statüsünde
ileri bir dönemeç olarak tarihe yazılmıştır. Bu tarihte TBMM kadınlara seçme ve
seçilme hakkını tanıyan yasayı kabul ederek, Türk kadınının yasalar önündeki
kısıtlı statüsüne kaynaklık eden gerici ve geleneksel anlayışa da en büyük
darbeyi vurmuştur.
1935 Genel Seçimi sonucunda artık TBMM’de 18 kadın
milletvekili (%4.6) bulunmaktadır. Oysa
siyasal haklar için tarihte en şiddetli mücadeleyi veren İngiltere’de 1918-1935
yılları arasında kadın parlamenter oranı %1-%2.4’ü geçmezken, Fransa’da
kadınlar seçme ve seçilme hakkına henüz sahip değildi. Nitekim kadınlar
Fransa’da 1944, İtalya’da 1948, Japonya’da 1950, İsviçre’de ise 1972 yılında
seçme ve seçilme hakkına kavuşmuşlardır.
Yani şu anda dünyanın en çağdaş ve uygar ülkeleri olarak
gösterilen ülkelerden önce Mustafa Kemal Atatürk”ün ön görüsü sayesinde
kadınlarımızın haklarına kavuşması gurur duyulacak bir durumdur.
Erkek egemen toplumun hakim olduğu siyasette kadınlar
haklarına kavuşmasına karşın yeterince temsil gücüne erişememiştir. 550 vekilinin
olduğu TBMM çatısında AKP”den 30, CHP”den 10, MHP”den 2 kadın milletvekili
bulunuyor.DTP”den ise 8 vekil var.Yani kadın vekil oranı yüzde 10 civarında.
Kadınlarımızın bu onurlu günlerini kutlayarak Nazım
Hikmet”in şiirini ithaf edelim.
Ve
kadınlar,
bizim kadınlarımız:
korkunç ve mübarek elleri,
ince, küçük çeneleri, kocaman gözleriyle
anamız, avradımız, yarimiz
ve sanki hiç yaşamamış gibi ölen
ve soframızdaki yeri
öküzümüzden sonra gelen
ve dağlara kaçırıp uğrunda hapis yattığımız
ve ekinde, tütünde, odunda ve pazardaki
ve karasabana koşulan
ve ağıllarda
ışıltısında yere saplı bıçakların
oynak, ağır kalçaları ve zilleriyle bizim olan
kadınlar,
bizim kadınlarımız…
Mutlu
ve aydınlık günler dileğiyle…
Yazar: Ismail Akar(GUNDEM)
Tarih: 2007-12-05