İKİ KÜÇÜK KIZ BİR YILDIZ

İki küçük kız çocuğu.
Dünyaları; adımlayarak çizdiği seksek çizgisinde kurulu.
Her yaz ve kışın bazı zamanlarında gelen Nuri Abi...
Gene rüzgar gibi geçmektedir Nuri Abi. Fiyakalı saçları, havalı paltosu...
Üniversitede okumaktadır Nuri Abi. Üniversite ne ki? Merak eder kız çocukları. Aralarında fikir beraberliğiyle; okul olmalı. Ama, çok güzel bir okul. Yoksa Nuri Abi, Nuri Abi olmaz. Gökyüzünde, yıldız gibi parlayan bir okul olmalı. Kafalarını kaldırıp yıldıza bakar gibi bakıyor kızcağızlar.
Sokakta her geçişinde mahallede seksek oynayan iki kız çocuğunun başını okşar. “Ne haber? Nasıl gidiyor bakalım?” der şefkatle. Aldığı cevabı çoğu kez duymaz bile. Verilen cevapta “heç”. Bu “heç” ler o kadar çok şeyi barındırır ki içinde. Kız çocukları şaşkın. Çünkü o yaşta bir çocuğun hatırı sorulmaz. Alışık değil bu çocuklar başı da nadiren bayramdan bayrama okşanır.
Bazen bir arkadaşıyla geçer Nuri Abi. Hararetli hararetli bir şeyler konuşur. Arada elleri de bir şeyler anlatmaya başlar. O zaman görmez okşanması için hazırlanan kafaları. Eser gider üzgün bakışları ardında bırakarak. Kafalar ertesi sabaha hazırlanır. Sokağın sonunda görüldü mü oyuna ara verilir. Kenarda beklenir el hizası hesaplanarak. Bazen dalgın olur Nuri Abi. Hiçbir şey söylemeden kızlardan birinin kafasını okşar geçer.
Bu en kötüsüdür.
Birini unuttu!
Bu bir yıkım.
Akşam eve dönene kadar bekleyecektir o küçük sarı kafa. Geç de olsa beklenmeli. Hızlı adımlarla gelirken Nuri Abi, ne yapıp etmeli saçlarını karıştırmalıdır. Hele birde “hala oynuyor musunuz bakalım?” diye ekstradan bir hatır sorma odlumu o akşam uyuyacaktır. Yoksa “O’ nu benden çok mu seviyor?” soruları sıkıştırır kıskanan küçük kalbi. Koşar adımlarla yaklaşır, belli ki O da geç kalmıştır. O hararetle sohbet uzamış olmalıdır. Vakit geçivermiş farkında olmadan. Kafasını karıştırır aceleyle; “ karanlık oldu. Hala ne yapıyorsun sokakta?” der nefes nefese. Gene cevabı duymadan uzaklaşır aceleyle. Zaten farklı bir cevap gelmeyecektir. “Heç”. Sokağın kıvrımında kaybolur. Farkında olmadan öder şefkat borcunu.
Bazen çok neşeli olur Nuri Abi. Arkadaşlarıyla geçerken sokaktan. Hem güler hem konuşur. Anlaşılmaz ne dediği ama mutlu olduğu kesindir.
Zaman geçer küçük kızlar büyür. Başka küçük kızların kafalarını okşar. Belki farkına bile varmadan. Yaşamlarına ne kattığını bilmeden.

İşte böyle bir hikayesi vardır sokağımızdan geçen Nuri Abi’nin. Bize yıldızlar kadar uzak, şefkatle masum kafamızı okşayacak kadar yakın.

Bu gün nadiren karşılaştığımızda “heç” diyecek gibi oluyorum.

Selam Olsun

Nuri Şimşek ‘e


Yazar: Esma Eser (Mavi)
Tarih: 2008-02-24


Bu Köşe Yazısının yer aldığı yer: Gün FM 99.9 Afyon Türkü Radyosu
http://www.gunfm.net

Bu Köşe Yazısı için adres:
http://www.gunfm.net/modules.php?name=Kose_Yazilari&op=viewarticle&artid=66