Ortaya Bi Karisik

Boyun kirilmasi ve buna ba?li omur ameliyati gibi basit fiziksel sa?lik ve anlasilamama gibi karmasik ruhsal sa?lik nedenleriyle hayli zamandir yazi yazamiyordum.

Gunfm sitesinde lütfedilip bana bir yer açarak eski bir yazima yer verilmesi üzerine, galiba o tanimadan beni seven ve benim sevdi?im insanlara, okurlara tekrar kavusuyorum.

Eh, ne denir… Tesekkürler…

Bir tek konuya takilip kalmak yerine, birkaç konuya el atarak takilalim sohbete diye “ortaya bi karisik” sunalim dedik.

Ba baaayyy….!

Burnumun dibine kadar da iyice sokulunca bu züppelik, rahatsizlik katsayim iyi firladi. Hani elde görünce ayiplayip geçiyordum belki. Ama çok yakinim biri, bilgisayar sohbetinden ayrilirken “byee…” yazinca, bir arkadasim yanimdan ayrilirken “hadi ba baayy…” deyince, çok sevip saygi duydu?um bir meslektasim evden giderken çocu?una, “hadi kizim amcaya baay de…” deyince kendimden de korkmaya basladim; acaba bir gün ben de mi “ba baayy… derim” diye…

Nooldu bizim “Allaha ismarladik”imiza, “hosca kal”imiza, “güle güle” mize…?

Bunu vesile ederek derin dil yarasi konusuna falan girip, dil ve kültür emperyalizmi konusunda ahkam kesecek falan de?ilim. O konularda onlarca kitap, yüzlerce köse yazilari yazildi. Paneller, sempozyumlar düzenlendi… Dil ve kültürün korunmasinin bireysel ve ulusal benli?in korunmasi demek oldu?u yillar yili vurgulandikça vurgulandi. Ama kentlerimizdeki isyeri tabelalari bile kurtarilamadi. Büyük kentlerimize gelen turistler, tabelalarin gölgesinde gezerken kendilerinin Türkiye’de olduklarini hissedemiyorlar, kapkaça veya tacize u?rayincaya kadar…

Haklarini yemeyelim bu arada, kendini koruyan dinci tarikat gruplarinin; onlar “babaayy” falan demiyorlar hiç. Onlar bir baska alem… Gelen de “selamaleyküm” diyor, giden de “selamaleyküm” diyor. Telefon açan da, telefon alan da “selamaleykümlüyor” biribirlerini.

Ama onlarin derdi baska

Onlarin derdi, dil ve kültür emperyalizmine direnmekten çok, Türkçe yerine Arapçayi hakim kilmak. Yani bir baska dil ve kültür emperyalizmi….

Üstelik onlarin bakanliklari var

Hüseyin Çelik’in Milli E?itim Bakani olmasindan bu yana, bakanli?in icraatlarini takip edebiliyorsaniz, açikça görürsünüz Türk dili ve kültürünün ne hale getirilmek istendi?ini… Ben inaniyorum ki, Talim Terbiye Kurulu’nun ortadan kaldirip, onca safsatali kitaplari okullara sokan bakan, yakin çevresinde kendisine Maarif Vekili dedirtiyordur.

Kültür Bakanli?i’nin durumuna hiç girmeyelim. Ne dersek deyelim, sizin gözünüzün önüne masum masum, horul horul uyuyan bir adam slüeti gelecek nasil olsa…

Abdest suyu

Kitap liselerde okutulacak bir ders kitabi. Abdest suyunun faziletleri anlatiliyor bilimsel bir tip diliyle. Me?er abdest alanin doktora ve eczaneye gitmesine hiç gerek yokmus. Abdest suyu, onüç derde devaymis… Isteyen gülsün, isteyen a?lasin.

Önce, abdest suyu ne demek ona bakalim: En azindan bulmacayla u?rasanlar bilirler, “ab” su demek, “dest” ise el demek. Yani “abdest”, “elsuyu” demek zaten. Abdest suyu deyince “elsuyu suyu” demis oluyorsunuz. Abdest, evde ya da çesmede akan sularla aliniyor ve vücudun çok az kismi su görüyor. Üstelik, peygamber tavsiyesi gere?i çok az su kullanilmasi lazim. Bu sular bu kadar sifaliysa, her gün sakir sakir dus alanin hiç doktor yüzü görmemesi gerekmez mi…?

Neyse, hani derler ya: “Laf çok, ceremeye verecek para yok” diye.

Bu defalik sözü çok uzatmayalim.

Tekrar görüsmek dile?iyle


Yazar: Nurettin Burhan (TABLO)
Tarih: 2006-09-25


Bu Köşe Yazısının yer aldığı yer: Gün FM 99.9 Afyon Türkü Radyosu
http://www.gunfm.net

Bu Köşe Yazısı için adres:
http://www.gunfm.net/modules.php?name=Kose_Yazilari&op=viewarticle&artid=8