ankara escort eskisehir escort izmir escort antalya escort gaziantep escort bursa escort izmit escort istanbul escort samsun escort turk porno
  • Orman ve Su İşleri Bakanı, Adalet ve Kalkınma Partisi Afyonkarahisar Milletvekili Veysel Eroğlu
    Orman ve Su İşleri Bakanı, Adalet ve Kalkınma Partisi Afyonkarahisar Milletvekili Veysel Eroğlu
  • CHP Genel Başkanı Sayın Kemal Kılıçdaroğlu
    CHP Genel Başkanı Sayın Kemal Kılıçdaroğlu
  • CHP Genel Başkanı Sayın Kemal Kılıçdaroğlu
    CHP Genel Başkanı Sayın Kemal Kılıçdaroğlu
  • CHP Genel Sekreteri Gürsel Tekin
    CHP Genel Sekreteri Gürsel Tekin
  • Gün Fm Ziyaretler
    Gün Fm Ziyaretler
  • Her Cumartesi Gün FM’de yayınlanan Basın Odası
    Her Cumartesi Gün FM’de yayınlanan Basın Odası
  • Sağlıklı yaşam merkezi çalışanları Gün FM’de
    Sağlıklı yaşam merkezi çalışanları Gün FM’de
  • Şuhut Belediye Başkanı Recep Bozkurt
    Şuhut Belediye Başkanı Recep Bozkurt
  • Şuhut Kaymakamı Ferit Görükmez
    Şuhut Kaymakamı Ferit Görükmez
  • Tabip Odası Başkanı Dr. Murathan Leblebicioğlu
    Tabip Odası Başkanı Dr. Murathan Leblebicioğlu
Afyon Gün Fm 99.9
Atasözleri
Atasözleri
Genelde atasözlerinden örnekler vererek konuşmayı severim. Hayatın hemen tüm anlarına uygun bir atasözü mutlaka vardır. Konuşmalarında sık atasözü kullanan kişiler bence etrafını iyi dinlemesini bilen kişilerdir. Çünkü özellikle büyüklerimiz anlattıkları...
18 Ekim 2017 16:54
Font1 Font2 Font3 Font4

Genelde atasözlerinden örnekler vererek konuşmayı severim. Hayatın hemen tüm anlarına uygun bir atasözü mutlaka vardır. Konuşmalarında sık atasözü kullanan kişiler bence etrafını iyi dinlemesini bilen kişilerdir. Çünkü özellikle büyüklerimiz anlattıkları konuları atasözleri ile süslemeyi çok severler. Ben de çocukluk yıllarımı yoğun olarak dedem ve babaannemle geçirdiğim için onlardan duyduğum atasözlerini konuşmalarımda kullanmayı alışkanlık haline getirdim.

Atasözleri anlatılan konuyu zenginleştirir ve dinleyen kişinin zihninde konunun pekişmesini sağlar.

Basit bir ihtiyaç malzemesinin değerini yanımızdayken pek anlamayız. Onun değerini anlamak için gereksinim duymamız gerekir. Atalarımız bu durumu, ‘Abanın kadri yağmurda bilinir’ diyerek bir çırpıda özetleyivermiş.

Hayatın yoğunluğu içinde bazen davetli olduğumuz yerlere bile ne yazık ki yetişemiyoruz. Aslında bu zaman yönetimini bilmememizden kaynaklanıyor. Eskiler davete icabetin esas olduğunu vurgulamak için, ‘Çağrılan yere erinme, çağrılmayan yere görünme’ demişler. Ne kadar da güzel söylemişler.

İçindekilere hiç tat vermeyen, onları rahatsız eden kimi işler vardır ki uzakta olanlara kolay, hoş ve sevimli gelir. Ne zaman ki işin içine girerler, işte o zaman gerçeği görüp yanıldıklarını anlarlar. Atalarımız böyle bir durumu anlatmak için, ‘Davulun sesi uzaktan hoş gelir’ demişlerdir.

İnsanın kusuru ve ahlâkî yönü varlıkla belirlenemez. Bu bakımdan yoksul olması, geçimini sağlamakta güçlük çekmesi utanılacak bir durum değildir. Asıl utanılacak durum ve davranış, gücü varken tembellik edip çalışmamak ve yoksul düşmektir. Bu durum atasözümüzde, ‘Fakirlik ayıp değil, tembellik ayıp’ şeklinde ne de güzel ifade edilmiş.

Kimsesiz, zavallı, yoksul ve güçsüz kişiye Allah yardım eder. Hiç ummadıkları bir yerden kendilerine yardım eli uzanır ve darda kalmazlar. Yüce Allah onları korur, gözetir ve mal sahibi yapar. Atalarımız bu durum için, ‘Garip kuşun yuvasını Allah yapar’ demiş ve son noktayı koymuşlardır.

Aynı amaç için çabalayanlar birbirleriyle buluşabilirler. Bu durum güzel atasözümüzde, ‘Hacı hacıyı Mekke’de bulur’ şeklinde ifade edilmiştir.

Hiçbir insan hatasız değildir. Çünkü insan zayıf yaratılmıştır. Dolayısıyla şaşırıp yanlışlık yapması da kaçınılmazdır. Bu bakımdan dalgınlıkla, şaşkınlıkla yapılan hatalara hoşgörüyle bakılmalıdır. Atalarımız, ‘İnsan beşer, kuldur şaşar’ diyerek durumu özetlemişlerdir.

Herkesin gözü önünde duran, apaçık bilinen gerçeklerin gizli tutulması, örtbas edilerek yokmuş gibi gösterilmesi imkânsızdır. Bu durum atasözümüzde, ‘Mızrak çuvala sığmaz’ şeklinde dillendirilmiştir.

İnsanın önüne her zaman aynı nitelikte elverişli bir imkân çıkmaz. Çünkü şart, zaman ve imkânlar sürekli değil, değişkendirler. Atalarımız bu durumu, ‘Papaz her gün pilav yemez’ sözüyle ifade etmişlerdir.

Bir işin yapılmasında geç kalan, zamanını kullanamayan kimse istediği şeyi elde edemez. Güzel atasözümüzde bu konu, ‘Sona kalan dona kalır’ diye yer bulmuştur.

Bir işin başarılmasında türlü sıkıntılara katlanıp sabretme, azim ve gayret gösterme, uzun süre çalışıp emek verme son derece önemlidir. Bütün bunları yerine getiren kişi, eninde sonunda bu davranışının yararını görür; bir mükâfata mutlaka kavuşur. Atalarımız bunu, ‘Tekkeyi bekleyen çorbayı içer’ sözüyle anlatmışlardır.

Zarar, bir şeyin ya da bir olayın yol açtığı çıkar kaybı veya kötü sonuçtur. Eğer zarar-ziyan devam ediyor ve önü alınamıyorsa, yapılan işi hemen kesmekle daha fazla zarardan kurtulmuş, zarardan kurtulmakla da kâr etmiş olursunuz. Bu durum, ‘Zararın neresinden dönülürse kardır’ sözüyle özetlenmiştir.

Her atasözü, bir genel kural niteliğindedir. Sosyal olaylarla, doğa olaylarının nasıl olageldiklerini, inanışları, töre ve gelenekleri, uzun gözlem ve denemelere dayanarak belirten özlü sözlerdir. Bu nedenle atasözünün yol gösterici özelliği vardır.

Konuşmalarımızda bolca atasözü kullanalım ki bu güzel kültür gelecek kuşaklara da taşınsın.


Bu haberler ilginizi çekebilir!
Yukarı Geri Ana Sayfa