• Orman ve Su İşleri Bakanı, Adalet ve Kalkınma Partisi Afyonkarahisar Milletvekili Veysel Eroğlu
    Orman ve Su İşleri Bakanı, Adalet ve Kalkınma Partisi Afyonkarahisar Milletvekili Veysel Eroğlu
  • CHP Genel Başkanı Sayın Kemal Kılıçdaroğlu
    CHP Genel Başkanı Sayın Kemal Kılıçdaroğlu
  • CHP Genel Başkanı Sayın Kemal Kılıçdaroğlu
    CHP Genel Başkanı Sayın Kemal Kılıçdaroğlu
  • CHP Genel Sekreteri Gürsel Tekin
    CHP Genel Sekreteri Gürsel Tekin
  • Gün Fm Ziyaretler
    Gün Fm Ziyaretler
  • Her Cumartesi Gün FM’de yayınlanan Basın Odası
    Her Cumartesi Gün FM’de yayınlanan Basın Odası
  • Sağlıklı yaşam merkezi çalışanları Gün FM’de
    Sağlıklı yaşam merkezi çalışanları Gün FM’de
  • Şuhut Belediye Başkanı Recep Bozkurt
    Şuhut Belediye Başkanı Recep Bozkurt
  • Şuhut Kaymakamı Ferit Görükmez
    Şuhut Kaymakamı Ferit Görükmez
  • Tabip Odası Başkanı Dr. Murathan Leblebicioğlu
    Tabip Odası Başkanı Dr. Murathan Leblebicioğlu
Afyon Gün Fm 99.9
MUTLULUK NEDİR?
MUTLULUK NEDİR?
‘Ne zaman mutlu olursunuz?’ dedi bana bir dost. Zor bir soru. Öylesine unuttuk ki bu sözcüğün anlamını, muhtevasını, pardon içeriğini. Şaşırdım kaldım. Sonra bir şeyler geveledim. Biliyorum dostumun sorusuna doyurucu...
4 Haziran 2016 11:26
Font1 Font2 Font3 Font4

‘Ne zaman mutlu olursunuz?’ dedi bana bir dost.
Zor bir soru.
Öylesine unuttuk ki bu sözcüğün anlamını, muhtevasını, pardon içeriğini.
Şaşırdım kaldım. Sonra bir şeyler geveledim. Biliyorum dostumun sorusuna doyurucu cevap veremedim. Ancak; dediğim gibi şu üç günlük dünyanın onca hengamesi içinde unutulup gitmiş bir sözcüktü mutluluk.
Şehirde yaşamanın unutturduğu, gam, keder dolu günlerin getirdiklerinden çok götürdükleri yanında mutluluğu meğer unutmuşuz. Çıkmış aklımızdan, beynimizden ve yüreğimizden…
* * * * *
Çocukluğumda, evet bundan 50-60 yıl kadar önce evlerde ocak vardı. Ocakta yakacak odun, meşe vb. şeyler olmadığı için samanla karışık hayvan tersi yakılırdı. İnsanlar bununla odalarını ısıtırdı.
Bir gün babam büyük paralarla eve soba ve borularını getirip kurdu.
İşte mutluluk buydu. Komşular sobamızı görmeye gelirdi. Okuldaki arkadaşlarım sırayla bizi, daha doğrusu sobayı ziyarete gelirlerdi.
Herkes aydınlanmak için baca kaşında kandil yakardı. Kandilin haznesinde, gazyağından önce haşhaş yağı yakılırdı. Baca kaşının içi, dışı, üstü işle kaplı, simsiyah bir perdeyle kaplanırdı.
Günlerden bir gün eve lamba geldi.
Hani bugünkülerin bilmediği, nostaljik bir meta olarak büfelere süs olarak koydukları, 6-7-8-9’lu diye tabir edilen lambalardan.
Her gün akşama yakın, lambanın islenmiş cam şişesini yıkama merasimi yapılır, parlatılır, yıkanır, silinirdi. Ben artık lambanın altında derslerimi yapmaya ve kitaplarımı okumaya başlamıştım.
İşte mutluluk size.
“Evde koca 9’lu lamba yakıyorlarmış. Buna gaz mı dayanır?” diye köyde çok dedikodu yaptılar.
Sonra köy oldu kasaba ve elektrik geldi.
Nur geldi evlere.
Kandiller ve lambalar en ücra yerlere atıldı.
Kara kalemleri sonuna kadar kullanmak için, uçlarına kamış takardık. Tükenmez kalemle 1960’dan sonra tanıştık. Dolma kalemler yavaşça terk edildi. Onlardan aldığımız tat bir mutluluktu.
Şimdilerde doymayan bir toplum olduk.
Her şeyimiz var. Ağzımızın tadı, mutluluğumuz yok.


Bu haberler ilginizi çekebilir!
Yukarı Geri Ana Sayfa