Bölümler
Poll: ANKET
Yeni Sitemiz
YÜREKLİ OLMAK
Behçet Sefa Aysan, Yeşim Özkan, Nurcan Şahin, Muhibe ve Muhlis Akarsu, Murat Gündüz, Handan Metin, Ahmet Özyurt, Huriye Özkan, İnci Türk, Özlem Şahin, Yasemin ve Özlem Sivri, Uğur Kaynar, Sehergül Ateş, Gülender Akça, Gülsün Karababa, Mehmet Atay, Hasret Gültekin, Serkan Doğan, Muammer Çiçek, Belkıs Çakır, Asaf Koçak, Edibe Suları Ağababa, Menekşe ve Koray Kaya, Serpil Çanik, Erdal Ayrancı, Asım Bezirci, Sait Metin, Carina Cuanna, Nesimi Çimen, Metin Altınok, Kenan Yılmaz ve Ahmet Öztürk Bundan 17 yıl önce Sivas Katliamında yaşamlarını kaybeden aydın, sanatçı ve yazarlardı bu isimler. Gericiliğe karşı mücadele 2 Temmuz'u anlamaktan geçmektedir. Bileceğiz ki; yeni katliamlara fırsat vermemek ancak barış, kardeşlik ve hoşgörü zemininde, farklılıkları zenginlik sayan toplumsal bir kültürün yeşermesi ve yaşatılmasıyla mümkündür. Bileceğiz ki; ne 2 Temmuz'u anma etkinliklerinin devamlılığının sağlanması ne de Madımak Oteli'. nin müze yapılması ikna edici olabilir. Yeni Sivas'ların ve benzer toplumsal trajedilerin olmaması için devletin demokratikleşerek inançlara eşit mesafede durması gerekir. Bunun için de Türkiye'de devletin tam laik olması, yurttaşlarımızı din devletinin veya devlet dininin kıskacından kurtulacağı düzenlemelerin yapılması, Devletin dini örgütlemesine son vermesi, bütün inançlara tam ve eşit haklar ile özgürlükler getirmesi, Devleti, bütün dinler, mezhepler ve inançlardan ayırarak, hepsine eşit uzaklıkta duracağı bir anlayışı gerçekleştirmesi gerekmektedir. Özgürlükçü bir laiklik anlayışı çerçevesinde, evrensel insan haklarına aykırı olmayacak her tür inanç ve vicdan özgürlüğü kayıtsız şartsız güvence altına alınmalıdır. Herhangi bir alanda azınlıkta olan din, inanç ve kültür gruplarına karşı toplumsal hayatta ortaya çıkabilecek bastırma, sindirme ve dışlama faaliyetlerine karşı yasal ve kamusal güvenceler oluşturulmalıdır.Bu günkü fıkramız Metin Altınok’un yaşamında çok sık anlattığı bir fıkradır.Altınok bu fıkrayı anlatırken ülkedeki aydınlara ,aydın geçinenlere gönderme yapıyordu.Serçe kuşu yağmurlu bir günde, şimşekler çakıp gök olanca hızıyla gümbürderken, yere sırtüstü yatmış, havaya kaldırdığı incecik ayaklarıyla boşluğu dövermiş. Bu tuhaf durumu görenlerin 'Neden böyle yapıyorsun?' sorusuna 'Bunca mahlûkat var yeryüzünde, gök yıkılıp üstümüze düşerse hepsi telef olacaklar. Ben de göğü tutmak için kaldırdım ayaklarımı' cevabını vermiş. Sonra içtenlikle 'Kaldırdım kaldırmasına ama yine de korkudan yüreğimin kırk kantar yağı eriyor' diye eklemiş.
Çevresindekiler 'Amma yaptın ha, sen kendin beş dirhem etmezsin. Bu kırk kantar yağ da neyin nesi!' diyerek alaya almışlar serçeyi. Serçecik şöyle bir bakmış yüzlerine, 'Siz bunu anlayamazsınız. Varın gidin işinize. Herkesin kendine göre kantarı, topuzu var' demiş."
Çevresindekiler 'Amma yaptın ha, sen kendin beş dirhem etmezsin. Bu kırk kantar yağ da neyin nesi!' diyerek alaya almışlar serçeyi. Serçecik şöyle bir bakmış yüzlerine, 'Siz bunu anlayamazsınız. Varın gidin işinize. Herkesin kendine göre kantarı, topuzu var' demiş."
Mangal kadar veya minicik bir serçe kadar hiç fark etmez.
Yürekleri ile dik duranlara selam olsun…
Mutlu ve aydınlık yarınlara…
Bu haber için oy ver



del.icio.us
Digg
Yorumlar (0 Yorum Eklendi):
Yorumunuzu Ekleyin