Ana Sayfa | Köşe Yazıları | REFERANDUM YOLLARINDA SURETİ-İ HAKTAN DEMAGOJİ
Poll: ANKET
Yeni Sitemiz

REFERANDUM YOLLARINDA SURETİ-İ HAKTAN DEMAGOJİ

Yazı Tipi Boyutu: Decrease font Enlarge font

Bugün 24 Temmuz Basın Bayramı…

Basın camiasında çalışan tüm emekçilerin gününü kutluyorum.

 

Top kiminse oyunun kurallarını ve kimin nerede oynayacağını o tayin eder.

1976–1980 yılları arasında eski adıyla emperyalist, yenideki kibar adıyla küresel güç ABD’nin menfaatlerine yontulmuş Ortadoğu planlamasının adı yeşil kuşak projesi idi.

ABD, tuzu kuru Avrupa ülkelerini de yanına çekerek tüm dünya ülkelerine “dünyayı yeniden düzenliyorum” diyerek projesinin adına düzülen aynı kalacak şekilde ‘Yeni Dünya Düzeni’ dedi.

 

Graham Fuller’in röportajlarını, kitaplarını, yaşamından kesitleri okuduğunuz zaman Türkiye’ye biçilen donun terzisinin de Graham Fuller olduğunu, AKP’nin 30 yıllık süreçte adım adım nasıl iktidar yapıldığını ayan beyan görürsünüz.

Ben, kitap mitap, röportaj möpartaj okuyamam diyorsanız Kurtlar Vadisi’nin Aron Feller’ini anımsayın, Graham Fuller’i  tanımış olursunuz… Çünkü Kurtlar Vadisi’nin Aron Feller’i CIA’nin Ortadoğu masası şefi ve BOP’un proje babası Grahem Fuller’in Türkiye’de görevli olduğu gerçek yaşamından esinlenerek yaratılmıştır…

 

CIA’nin en muteber ajanı ve 12 Eylül darbesi ile AKP’nin iktidar olmasının yol haritasını yapan düşüncenin mimarı Graham Fuller, bugün Büyük Ortadoğu Projesinin bir felakete dönüştüğünü söylüyor.

Oysa aynı Graham Fuller, dört yıl önce Devrim Sevimay ile yaptığı röportajda “AKP’nin öyle 6 ayda kurulup iktidar yapılmadığını, temellerinin 12 Eylül darbesine uzandığını, en az 26 yıllık geçmişinin olduğunu ve Türkiye’nin AKP ile iyi yolda olduğunu söylüyordu”…

 

Gelelim günümüze…

Yeşil kuşağın bir neticesi olan 12 Eylül darbesinin anayasası, doğumunun 30. yılı 12 Eylül 2010 tarihinde referanduma götürülecek.

Kim tarafından?

AKP tarafından.

AKP kim?

Graham Fuller’in açıkladığına göre küresel yenidünya düzeni için Ortadoğu’da ABD’nin yanına eşbaşkan olarak dikilen liderin partisi.

12 Eylülde ne olmuştu?

12 Eylülde Başbakanın demagojik gözyaşları ile mektuplarını okuduğu sağdan soldan Necdet Adalı, Mustafa Pehlivanlı, Erdal Eren asılmış onlara şiirler yazan Nevzat Çelik uzun süre hapishanede yatırılmıştı.

12 Eylül darbesin ustaları “demokrasi bize bol geliyor” diye hazırladıkları darbe anayasasına o dönemde meydan meydan dolaşarak  “evet” oyu istemişlerdi.

Bugün yine ne tesadüftür ki Graham Fuller’in aleni söylediği 12 darbesinin BOP ilkelerinde yetiştirilerek iktidar yapılan çırakları yine meydan meydan dolaşıp suret-i haktan gözükerek aynı anayasanın tadilat edilmiş maddelerine de  “evet” oyu istiyorlar…

 

Günümüze devam edelim:

12 Eylülün en verimli ürünü olan AKP, 12 Eylülün anayasasında zihniyetine yontulmuş anayasa maddelerini referanduma götürüyor…

Demagoji amaçlı salya sümük okunan mektuplar ve şiirler ile cezaevi görmüş ülkücülere ve solculara sureti-i haktan görünen göndermeler yaparak kendilerini de malum mağdur edebiyatları ile mağdur ilan edip  ya medet tüm mağdurlar diyor?

 İyi de madem anayasayı değiştirecek gücün var, madem 12 Eylül darbesine karşısın “Neden tamamını değiştirmiyorsun”…

İşte vatandaş bunu soracak…

Bu referandumun püf noktası burada…

Bize demokrasi bol geliyor ustalığından bize daha çok demokrasi gerek ustalığına kimin sayesinde ve nasıl eriştiniz?

Arkadaşları asılan, işkence gören, sürgünü yaşayan ülkücüsü devrimcisi bunu iyi düşünecek ve “hüzünlü bir şekilde okuduğun mektuplar ve şiirler doğru da ‘o zaman biz sizin mektuplardan –şiirlerden öğrendiğiniz bu zulümleri görürken aramızda siz niye yoktunuz’ diye soracak…

ABD, Yeşil Kuşak, BOP bizi asarken, bizi sürgüne gönderirken, bize işkence yaparken sizi de iktidara mı hazırlıyordu diye takiyyelere prim vermeden sorulacak, sorgulanacak…

 

Ezcümle; 12 Eylülde yapılacak referandum, darbe anayasasının AKP’yi yüce divandan kurtaracak maddelerinin kabulü veya reddi değil 12 Eylül darbesinin en önemli ürünü olan AKP’nin şahsında tüm darbelerin ve darbecilerin reddi veya kabulü olacaktır…

 

Ancak, unutulmamalı ki bizim gerçek ihtiyacımız ve yararımız, 12 Eylül darbesinin ürünü olan anayasanın tümden ortadan kaldırılması, emeği ve insan olmayı kutsayan hak ve özgürlüklere dayalı tamamen yeni bir anayasanın düzenlenmesindedir. Bu iktidar yeni bir anayasa yerine karşı olduğunu iddia ettiği 12 Eylül darbesinin anayasasını kendine göre makyajlayıp demagojilerle pazarlamaya çalışmaktadır.  

 

Bu yazı vesilesi ile her geçen gün daha fazla baskı altına alınmaya çalışılan, örgütlenmelerinin önü işsizlik korkuları ile kesilen özellikle asgari ücrete mahkûm yandaş, candaş, oynaş olmayan basın emekçilerinin 12 Eylülde referanduma götürülecek anayasa paketinin ‘neresinde benim emeğim, sendikal haklarım, özlüğe dayalı hak ve özgürlüklerim var’ diye sorgulayarak sandığın başına gitmesi ahlaki olduğu kadar vicdani bir sorumluktur

 

24 Temmuz Basın Bayramı dolayısıyla tüm basın emekçilerinin bayramını tekrar kutlarım. 

 
Ekleyin:: Add to your del.icio.us del.icio.us | Digg this story Digg

Yorumlar (0 Yorum Eklendi):

Yorumunuzu Ekleyin comment

Lütfen resimde gördüğünüz kodu giriniz:

  • email Arkadaşına gönder
  • print Çıktı al
  • Plain text Sadece Yazı
Etiketler
Etiket eklenmemiş
Bu haber için oy ver
0
Powered by Vivvo CMS v4.0