Bölümler
TAKSİCİ
Doğru;
Büyüdükçe kirleniyor dünya…
Kirletenler kim acaba?
Din, ahlak kuralları belli ki, büyüdükçe insanların içinden çıkan canavarları bir nebze de olsa durdurmak için yaratılmış…
İnsanın içinde her şey var;
Sevgi de, nefret de…
Öfke de, anlayış da…
Savaş da barışta…
Çıplak bakınca dehşete düşüyor insan…
Ölümlü bir canlı, diğerinin erken ölmesini isteyebiliyor.
Diğer yandan, aynı erken ölenler için ölümüne mücadele edenlerin varlığı hala yaşama gücü veriyor insana…
Tüm bunlar, büyüklerin dünyası…
Ama bir de küçüklerin dünyası var…
Bebeklerin ve çocukların dünyası…
Bebekler hem kendini hem dünyayı tanıyana kadar masumlar ama büyüdükçe çocuk halini aldıkça, insan (!) halini aldıkça , zaman zaman öyle acımasız olabiliyorlar ki…
İlköğretim yıllarında hangimiz görmedik ki, engelli herhangi bir arkadaşına kızdığı zaman o engelini yüzüne haykırarak, öfkesini açığa vuran ve bu şekilde rekabetten kazançlı çıkmaya çalışan bir çocuğu…
Aynı çocuk ancak büyüdükçe, karşınındakinin de kendisi gibi yaşama hakkı olan bir insan olduğunu öğrenecek ve en azından bu kadar acımasız olmayacaktır.
Ama o arada daha farklı konularda tercihini yapmaya başlayacaktır ki, bu tercihi, ister kendi adına ister bir toplum adına hareket etsin, savaş için mi yoksa barış için mi yaşayacağını belirleyecektir.
Yani yetişkin olacaktır artık!
Ne yazık ki, nasıl bir yetişkin olunacağının cevabını ise çoğu zaman sistem veriyor zaten!
Rakel Dink ne güzel söylemişti:
“Bir bebekten, katil yaratan karanlığı sorgulamak lazım” diye…
İnsanlığın işi de zor(!) bu sistemde.
Sisteme rağmen ‘barış’ kalanlara ne mutlu çünkü , ‘ezme hali’nin yok olacağına dair hala bir umut varsa, onların sayesinde.
Ama bir de hala çocukluğun cahil acımasızlığını aşamayanlar var.
Hele hele bu kişilerin sistemin içinde ‘gücü elinde bulunduranlardan biri’ olduğunu düşündüğünüzde, bazı sözler sizi ‘içinden çıkılamayan bir susuz kuyuya’hapsediveriyor.
Başbakan ve heyetinin konuşmalarına dikkatli baktığımızda bunları sıkça görmeye başladık.
Bu haftaki öykümüze gelince;
Olayın kahramanları, iki üniversite öğrencisi...Koyu geyik muhabbetinin
düğümlendiği durumlardan birinde,bu iki kafadar bir iddiaya girer....
Delikanlılardan biri, odanın tavanında asılı olan ampulü ağzına tamamen
sığdırabileceğini iddia eder.... Evet yanlış okumadınız,bildiğiniz 100 mumluk ampulü... ve sığdırır da.
Ancak bir sorun vardır.Ampulü ağzından geri çıkaramamaktadır. Arkadaşı hayret eder bu nasıl iş diye, o da evdeki başka bir ampulü ağzına sokar ve tabi ki o da çıkaramaz. Bunun üzerine iki kafadar hastanenin yolunu tutmaya karar verirler. Ağızlarında ampul olduğu halde bir taksiye atlarlar. Konuşma zorluğu çekerek güya taksiciye dertlerini
anlatırlar.Taksici bir taraftan gülme krizi geçirirken bir taraftan da 'nasıl olur abi ya, uğraşsanız çıkar, bir asılın şuna, şaka mı yapıyorsunuz ?' diye söylenmektedir. Neyse akşamın bir yarısında acile gelirler. Taksici ayrılır. Doktorlar çocukları beklemeleri için bir odaya alır.Veeee,
aradan 15 dakika geçmeden taksici kapıda görünür; tabii ağzında
bir ampulle. Amcam çocuklara inanmamış, açık olan bir marketten
ampul almış ve denemiştir !! Taksici durumuna düşmemek adına hayır demek lazım.
Mutlu ve aydınlık yarınlara…



del.icio.us
Digg
Yorumlar (0 Yorum Eklendi):
Yorumunuzu Ekleyin