Gun fm: NASIL EVET DENİR NASIL EVET DENİR ================================================================================ İsmail Akar on 16 August, 2010 08:37:00 Kişilerin, örgütlerin ve kurumların, söyledikleri ile yaptıkları bir başka deyişle,beyanları ile kendi iç yapılarının işleyişinin bu kadar farklı olduğu bir dönem daha yaşanmadı çünkü… Zemin sürekli yer değiştiriyor, konunun bir önemi yok, konunun içindeki çelişkilere ve hareketlere ise yetişmenin, yorum getirmenin imkanı yok. “ 12 Eylül Anayasası’nı değiştiriyoruz. Daha demokratik bir ülke olacağız” Diyenlerin yaşam biçimine veya kurumlarının işleyişine bakın ya da en ufak bir itiraza bile , “ Yargı örgütlenmesin, örgütlenenler için bir şeyler yapmak lazım” diyerek, öfkelerini patlatmalarına… Belli ki Anayasa bile kullanılıyor bu ülkede… Şimdi halk ne yapsın? Anayasa’nın değişiklik içeriği bile anlatılmamış, tıpkı Kürt açılımı gibi… Ha anlatılacak ne var, yazıyor deniliyorsa da, sloganların içinde yar alan hiçbir şey Anayasa değişikliğinde yer almıyor. O zaman, hınçla oy kullanılacak. Yani hangi partiye hınçlıysanız, onun dediğinin tersine basacaksınız mühürü… “12 Eylül ile hesaplaşma böyle mi olur?” dediğinizde, darbeci olarak algılanmanız içten bile değil. Anayasa ile doğrudan bağlantılı olmayan ve son yıllarda çıkarılmak zorunda kalan, bazı yasalar bile 12 Eylül Anayasası’nın daha da gerisinde kalırken, yasak üzerine yasak getirirken, “Anayasa’yı değiştiriyoruz. Demokratsanız, evet oyu verirsiniz” klişesine kim inanacak? “Madem değiştiriyorsunuz, hiç değilse tüm hak ve özgürlükleri içinde barındıran, toplu sözleşme hakkı verip, grev hakkını elinden alan anlayışa son veren bir Anayasa değişikliği olsaydı” denildiğinde, ülkenin buna hazır olup olmadığını tartışanlara ne demeli? Anayasa Referandumu için meydanlarda siyasetçiler ağızlarıyla bilek güreşi(!) yaparken, Ergenekon’da kimin niye , kimin ne kadar, kimin hangi gerekçeyle içerde tutulup, kimin salıverildiğini anlamanın mümkün olmadığı bir trafik yaşanıyor. Erk’lerin böyle ortamı reva gördüğü bu ülkede, Anayasa’yı da ,benzer bir şekilde değiştirmek istemeleri nasıl da normal geliyor insana… Ama bu ülkede normal yok! Normal olsa, daha düne kadar, “Bu iş hukukçuların işi, tutukluysalar, delil durumu bunu gerektiriyordur” diyen Başbakan Yardımcısı, insan haklarına uygun bir açıklama yapmak için Silivri’de 2 yıldır tutuklu bulunan Tuncay Özkan’ın, “Neden içerdeyiz, silahımız yok diye mi” diye bağırmasını ve kızının okuldan atılmasını bekler mi? Onaylanmayan insanların iddianamesiz tutukluluklarına “yargı bilir” diyeceksiniz, yargı mensupları size itiraz edince de, “yargı vesayetini kaldıracağız” diye açılım(!) başlatacaksınız… Böyle bir tabloyu kim kabullenir. Bu gelişmeler karşısında nasıl EVET denir. Mutlu ve aydınlık yarınlara…