Bölümler
Poll: ANKET
Yeni Sitemiz
İsmail Akar
Tarih: 8 Eylül 2008 Pazartesi
Ismail Akar(GUNDEM)
iakar@gunfm.net
Ülkenin Başbakanı bir medya patronunu partisinin ilçe kongrelerinde vatandaşa şikayet etti.Benden istediklerini alamadıkları için bana ve partime iftira atıyorlar diye gürledi.Medya Patronu Doğan ise bu iddialara kendi televizyon ve gazetelerinde yanıt verdi.
Olayı kısaca özetleyelim.
Bir ülkede yolsuzluk yapılıyor.İktidar Partinsin Genel Başkan Yardımcısı Şaban Dişli nine kendisine çıkar sağladığı iddiaları ortaya atılıyor.Bu iddialar haklı çıkıyor ve Dişli partideki görevinden istifa ediyor.Milletvekilliği devam ettiği için dokunulmazlığı sürüyor.Dişli ye dokunulmuyor yani.
Ardından Gaziantep ta Belediye Başkanı ile bir partili arasında yapılan protokol ortaya çıkıyor.Yine çıkar ilişkisi yine yolsuzluk kokusu geliyor.
Ve Almanya d a devam eden Deniz Feneri Davasında Alman Savcı nen iddiaları ülke kamuoyuna taşınıyor.CHP Genel Başkanı Deniz Baykal NTV canlı yayına çıkarak bu işin içinde RTÜK Başkanı Akman in olduğu ve Başbakan Tayip Erdoğan a kadar uzandığı iddia ediyor.Doğan Grubuna bağlı gazete ve televizyonlar bu olayın üzerine gidiyor.
İşte bir hafta içinde böylesi olaylar Başbakanımızı kızdırıyor.
Aydın Doğan ve ekibine veryansın ediyor.
‘ Benden istediklerini alamadılar.Alamayacaklar ben önceki Başbakanlara benzemem….’ Sözleri ile Aydın Doğan a yükleniyor.
Önce basın tarafından bakalım
Yıllardır aynı konu üzerinde defalarca yazdım.Bu ülkede basın halkın gözü kulağı sesi olmak zorunda.Eğer medya sahipleri başka iş kollarında faaliyet göstermeye başlayacak olursa halkın değil sahibinin yani iktidarın sesi olur.
Önceki yılları hatırlayalım.Gazete sahiplerinin büyük şirketleri holdingleri tröstleri yoktu.Devlet basına teşvik verirdi.Örneğin SEKA dan yerel veya ulusal gazeteler kağıdı indirimli alırdı.Gazetecilik yapanların deniz hava ve karayolu ulaşımı hatta devlet tesislerinde konaklamaları sarı basın kartları sayesinde indirimli olurdu.
Bunlar kaldırıldı.
Reklam geliri ile yetinmeyen medya sahipleri bankacılıktan enerji alanında tüm sektörlerde boy göstermeye başladı.
İş hayatındaki rekabeti ekranlarına ve gazetelerine taşıdılar.Tek amaçları vardı.Büyük ve daha güçlü olabilmek.
Bu yerel basın ve ulusal basın içinde böyledir.
Yerelde küçük hesaplar ulusal da büyük işler dönmeye başladı.
Sonuç;
Basında yozlaşma oldu.
Bir başka gelişme bu iktidarla yaşandı.
Mevcut basına güveni olmayan iktidar,diğer iktidar ve hükümetlerden ders almış olacak ki onların yapamadığını yaptı.AKP iktidarı kendi yandaş medyasını yarattı.
Bu lambaydı fenerdi gibi dernekler ile kamu kaynaklarını yandaşlarına aktardı onların zengin olmasını ve medyada güçlü olmasını sağladı.Onlarda iktidara biat etmeyi sürdürdü.
İktidarla içli dışlı olanlar basın özgürlüğünü de çöpe attı.
Dediğim dedik çaldığım düdük haberleri ile yıllardır halkı uyuttular.
Peki iktidar tarafından bakınca;
Çok fazla söz söylemeye gerek yok.Gazeteciler haberi teyit eder yazar.Gerisi savcıların ve iktidarın işidir.Başbakan Deniz Fenerinde yaşananlara kalkan olmak yerine bu işin sorgulanmasına masum insanları dolandıranlardan hesap sorulmasını istemesi gerekmez mi?
Unutmayın;
Hırsızlığın,yolsuzluğun ve vurgunun dini imanı siyaseti olmaz.
Benim hırsızım senin hırsızım ayrımı yapanlar tarihin karanlık sularına gömüldüler…
Mutlu ve aydınlık günler dileğiyle…
Olayı kısaca özetleyelim.
Bir ülkede yolsuzluk yapılıyor.İktidar Partinsin Genel Başkan Yardımcısı Şaban Dişli nine kendisine çıkar sağladığı iddiaları ortaya atılıyor.Bu iddialar haklı çıkıyor ve Dişli partideki görevinden istifa ediyor.Milletvekilliği devam ettiği için dokunulmazlığı sürüyor.Dişli ye dokunulmuyor yani.
Ardından Gaziantep ta Belediye Başkanı ile bir partili arasında yapılan protokol ortaya çıkıyor.Yine çıkar ilişkisi yine yolsuzluk kokusu geliyor.
Ve Almanya d a devam eden Deniz Feneri Davasında Alman Savcı nen iddiaları ülke kamuoyuna taşınıyor.CHP Genel Başkanı Deniz Baykal NTV canlı yayına çıkarak bu işin içinde RTÜK Başkanı Akman in olduğu ve Başbakan Tayip Erdoğan a kadar uzandığı iddia ediyor.Doğan Grubuna bağlı gazete ve televizyonlar bu olayın üzerine gidiyor.
İşte bir hafta içinde böylesi olaylar Başbakanımızı kızdırıyor.
Aydın Doğan ve ekibine veryansın ediyor.
‘ Benden istediklerini alamadılar.Alamayacaklar ben önceki Başbakanlara benzemem….’ Sözleri ile Aydın Doğan a yükleniyor.
Önce basın tarafından bakalım
Yıllardır aynı konu üzerinde defalarca yazdım.Bu ülkede basın halkın gözü kulağı sesi olmak zorunda.Eğer medya sahipleri başka iş kollarında faaliyet göstermeye başlayacak olursa halkın değil sahibinin yani iktidarın sesi olur.
Önceki yılları hatırlayalım.Gazete sahiplerinin büyük şirketleri holdingleri tröstleri yoktu.Devlet basına teşvik verirdi.Örneğin SEKA dan yerel veya ulusal gazeteler kağıdı indirimli alırdı.Gazetecilik yapanların deniz hava ve karayolu ulaşımı hatta devlet tesislerinde konaklamaları sarı basın kartları sayesinde indirimli olurdu.
Bunlar kaldırıldı.
Reklam geliri ile yetinmeyen medya sahipleri bankacılıktan enerji alanında tüm sektörlerde boy göstermeye başladı.
İş hayatındaki rekabeti ekranlarına ve gazetelerine taşıdılar.Tek amaçları vardı.Büyük ve daha güçlü olabilmek.
Bu yerel basın ve ulusal basın içinde böyledir.
Yerelde küçük hesaplar ulusal da büyük işler dönmeye başladı.
Sonuç;
Basında yozlaşma oldu.
Bir başka gelişme bu iktidarla yaşandı.
Mevcut basına güveni olmayan iktidar,diğer iktidar ve hükümetlerden ders almış olacak ki onların yapamadığını yaptı.AKP iktidarı kendi yandaş medyasını yarattı.
Bu lambaydı fenerdi gibi dernekler ile kamu kaynaklarını yandaşlarına aktardı onların zengin olmasını ve medyada güçlü olmasını sağladı.Onlarda iktidara biat etmeyi sürdürdü.
İktidarla içli dışlı olanlar basın özgürlüğünü de çöpe attı.
Dediğim dedik çaldığım düdük haberleri ile yıllardır halkı uyuttular.
Peki iktidar tarafından bakınca;
Çok fazla söz söylemeye gerek yok.Gazeteciler haberi teyit eder yazar.Gerisi savcıların ve iktidarın işidir.Başbakan Deniz Fenerinde yaşananlara kalkan olmak yerine bu işin sorgulanmasına masum insanları dolandıranlardan hesap sorulmasını istemesi gerekmez mi?
Unutmayın;
Hırsızlığın,yolsuzluğun ve vurgunun dini imanı siyaseti olmaz.
Benim hırsızım senin hırsızım ayrımı yapanlar tarihin karanlık sularına gömüldüler…
Mutlu ve aydınlık günler dileğiyle…
Ismail Akar(GUNDEM)
iakar@gunfm.net
Bu haber için oy ver



del.icio.us
Digg
Yorumlar (0 Yorum Eklendi):
Yorumunuzu Ekleyin