Bölümler
Kısa bir reklam arası
Sevgili dostlar; sılada sayılı günlerim, hatta son birkaç günüm kaldı. İletişimimize kısa bir ara vereceğiz; reklam arası diyelim.
Bu sürede siz reklemları izleyedurun. Zengin ve güçlü devletimiz, Libya’daki isyancılara tam üç yüz milyon dolar para yolladı; hem de ayrı ayrı bavullara koyarak. Çünkü o üç yüz milyon dolar banknotun tam 105 kilo ağırlığı oluyormuş; ben de yeni öğrendim.
Zengin ve güçlü devletimiz, Libya’daki isyancılara üç yüz milyon dolar yollarken, Suriye’deki muhalif güçleri de unutmadı; onlara da ihtiyaçları kadar yardım etti tabii ki. Başka Arap ülkelerindeki muhalih hareketlere de en azından stratejik destek ve moral destek sağladı. Sağolsun varolsun!
Zengin ve güçlü devletimiz, Somali’de açlık çeken insanların hepsine tek tek ulaşarak, karınlarını doyurdu, üstbaşlarını giydirdirdi. Şimdi hepsinin karnı tok, sırtı pek. Verilenler bitince tekrar yardım toplayıp, tekrar götürecek gemilerle. İnşallah!
Zengin ve güçlü devletimizin dünyaya örnek lideri ve onun muazzam çevresi, Arap Baharı yaşayan Arap ülkelerine geniş bir tur düzenleyerek, oradaki halklara moral, yöneticilere gözdağı verdi. Onları “laikliğe” davet etti. “Kendiniz laik olmayın ama devletinizi laik yapın” dedi. Bir de canlı örnek verdi; “bakin ben laik değilim haşa, ama laik bir ülkenin başındayım; böylece, laik bir ülke, dindar bir Müslümanın yönetimindedir” dedi.
Zengin ve güçlü devletimiz, Akdeniz’de petrol armaya kalkan İsrail ve Rum gemilerine karşı resti bastırıp, içinde petrol arama düzeneği olmasa da, jeneratörü bozuk olup, yenisi gümrüğe takıldığından, çekilemese de, biraz eski meski olsa da bir gemimiz Akdeniz’de petrol aramaya çıktı. Gemimiz daha kendi karasularımızda gezinirken, İsrail ve Rum gemileri arkalarına bakmadan kaçtılar.
Zengin ve güçlü devletimiz, tüm dünyanının takdirini ve beğenisini kazanan, uluslar arası boyutta büyük işlerle uğraşırken, ülke içinde yaşanan ufak tefek olaylara, mesela günde birkaç şehit verilen terör olaylarına, can ve mal kaybına yol açan sabotaj olaylarına, zaman zaman alt üst olan ekonomik gidişata, bir kenti yok olmanın eşiğine getiren sel ve heyelan olaylarına zaman ayıramadığı için eleştirilere uğradı. Ama eleştiriler haksızdı. Her olayla devletimizin büyükleri uğraşacak değildi ya… Zengin ve güçlü devletimizin polisi, jandarması, askeri, o kadar memuru, büyüklerimizin danışmanları ve sekreterleri vardı; küçük işlerle onlar uğraşmalıydı; değil mi?
Neyse efendim, ben de uğraşmadım hiç küçük işlerle; zegin ve güçlü devletimizin büyük işlerini izledim hep. Gurur duydum sessizce. İyi bir sıla tatili yaptım. Dost ve arkadaş çevrem bana çok güzel günler yaşattılar valla. Sağolsunlar!
Eee, her güzelliğin bir sonu var. Havalar da soğudu zaten… Sıla cennetinden gurbet cehenemine göç eylemenin zamanı geldi artık.
Satırlarla söylşimize kaldığımız yerden devam etmek üzere hoşça kalın; sevgiyle kalın…



del.icio.us
Digg
Yorumlar (0 Yorum Eklendi):
Yorumunuzu Ekleyin