Bölümler
Neden suskun muşum?
Samimi olacağına inandığım bir arkadaş, iyi niyetli görünen bir e-posta yollamış. Son terör olaylarına ilişkin bir fikrimin, dolayısıyla da yazımın olmadığını söylüyor biraz da sitemlice… Hatta “duyarsız” demeye gelen bir cümlecik bile var.
Evet; şehit cenazesi haberlerine bakamıyorum; dayanamıyorum, yüreğim kaldırmıyor çünkü. Evet; terör haberlerini ayrıntılı okumuyorum; nedenini, kaynağını, içyüzünü biliyorum. Hay bilmez olaydım; sinirlerim altüst…
Bu konuda yazmadığımı söyleyen arkadaş, arşivime girmemiş belli ki… Aynı görüşlerimi savunurken, haddinden fazla aynı cümleyi kurduğum için defalarca özür dilemişimdir okur dostlarımdan. Yine yeri geldikçe hiç usanmadan söylerim aynı sözleri: Amerika’nın bilgisi dışında PKK, değil eylem yapmak, halay bile çekemez… Nedenlerini çok anlattım ayrıntılıca. Okuyanları sıkmamak için tekrarına girmiyorum.
Başka bir cepheden bakalım şimdi:
Ülkede yaşanan terör olgusu, bir devlet ve dolayısıyla devlet erkini elinde tutan bir hükümet politikasıdır. Doğruluğunu-yanlışlığını “çokbilmişler” tartışıp duruyorlar zaten. Biz onlardan iyi mi bileceğiz(!)!
Teröre muhatap olan halkımızın yüzde elli virgül küsuru, hükümet politikalarına destek verip, hükümetin iktidarını pekiştirmiş durumdadır. Hatta, daha geçen hafta Konsensus Araştırma Şirketi’nin yeni kamuoyu yoklaması sonuçlarına göre, iktidar partisinin oy oranı yüzde elli üç virgül küsura, hükümetin başı, iktidar partisinin de lideri konumundaki kişinin performans değerlendirmesi yüzde elli dört küsur…
Bu durumda halkımız diyor ki yani:
Varsın biraz işsizlik, biraz yoksulluk olursa olsun; varsın bazıları istediği kadar köşeyi dönsün; varsın yardım paraları nereye gidiyorsa gitsin; varsın hukuk kurumları nasıl düzenleniyorsa düzenlensin; varsın kimler niye tutuklanıyorsa tutuklansın; varsın bizim vergilerimizle, hangi ülkeye bavullarla para yardımı yapılırsa yapılsın…. Ve… Varsın çocuklarımız şehit oluyorsa olsun…………
Yeter ki şu gidişat sürsün. İftar çadırları kurulsun. Kışın kömürüm, odunum evime gelsin. Makarna, pirinç, şeker, zeytin vesaire, nasibim neyse paket edilip evime getirilsin. Camilerimize daha çok özen gösterilsin. Kuran kursları sayısı artsın. Şu meret içki her yerde yasaklansın. Daha çok in sanımız hacı olsun…Yeter ki Allah bunları başımızdan eksik etmesin!!!
Eeee? Halkımızın büyük çoğunluğu böyle diyorsa, bize ne düşer?
Ancak kendi kendimize oturur dertleşiriz; değil mi?
Toplumbilimciler tartışsın varsın, bu işin sırrı mırrı ne diye.
Bence bunun sırrı mırrı yok; belki sığırı mığırı vardır, ne bileyim?
Tabii şahsım adına söyledim bunu, kimse alınmaya…



del.icio.us
Digg
Yorumlar (0 Yorum Eklendi):
Yorumunuzu Ekleyin