Bölümler
DEPREM VE KADDAFİ
Yüreğimizde şehitlerin acısı sürerken Pazar günü bu kez Van ve ilçelerinden deprem haberi ile sarsıldık.
7.2 şiddetindeki depremde onlarca bina yıkıldı..Birçok bina hasar gördü.250 ye yakın insan yaşamını yitirdi.1500 den fazla yaralı var.
Ülkemiz bu felaketleri çok yaşadı. Yaşamaya devam edecek. Haran böylesi felaketlere hazır olma bilinci ile yaşamak lazım. Yapıların mutlaka sağlam ve doğru zeminde kurulmasına özen gösterilmedi.
Ülkemizde ruhsatlı bina sayısı ruhsatsız bina sayısından daha fazla. Gecekondu misali bozuk zemin ve çürük binalarda oturmak ölüme davetiye çıkarmaktan öteye gitmiyor.
Bu nedenle gereken tedbirler alınmalıdır.
Bundan öncekilerde olduğu gibi gün birlik beraberlik ve dayanışma günüdür.
Sosyal medya aracılığı ile bir kampanya başlatıldı. Önümüz kış olması sebebiyle bu kampanya ‘Benim evim senin evin’ denilerek depremden mağdur olan insanlara kapılarımızı açarak onlara sıcak yuva sağlamayı amaçlayan bu kampanyaya destek olunması gerekiyor.
Bu felakette yaşamını yitirenlere Allah’tan rahmet diliyorum. Yaralılara ise acil şifalar temenni ediyorum. Tüm ulusumuza geçmiş olsun. Allah böylesi acıları tekrar bizlere yaşatmasın.
Geçen haftanın dış dünyada en önemli konusu ise Libya Lideri Kaddafi’nin yakalanıp linç edilerek öldürülmesiydi.
Ekranların başında bu görüntüleri tekrar tekrar izlerken Kaddafi ye yapılanların eli kanlı emperyalist güçlerin ne derece acımasız olduğuna bir kez daha tanık oluyoruz.
Emperyalizmde tek kural sömürmek ve daha fazla sömürmektir.
Libya gerçeğine baktığımızda bunu daha iyi anlıyoruz.
Kaddafi, Sosyalist bir halk kahramanından neoliberal bir otokrata dönüşmüştü.
1990'ların sonunda Libya'yı bütün zenginlikleriyle Batılı şirketlere ve IMF'li neoliberal politikalara açan Kaddafi'nin Batı ile karşılıklı kurduğu çıkar ilişkisi de uzun sürmemişti. Yenidünya düzeninin Kuzey Afrika-Ortadoğu odaklı stratejisi gereği harcanan 'eski' bir halk lideri olmaktan kurtulamadı.
Ne Libya'yı Avrupa'nın en büyük silah alıcısı yaparak ki;
İtalya, Malta, Almanya, Fransa, İngiltere, Belçika 315 milyon euroluk silah siparişi Kaddafi'yi kurtarabildi ne de dünyanın en büyük dokuzuncu petrol rezervine sahip Libya'yı; İngiliz BP, İtalyan ENI, Fransa Total ve Amerikan Conoco-Philips'e ikram etmek yetmedi.
Ayrıca, Kaddafi, ABD-Libya iş ortaklığını kurarak BP, Chevron, Halliburton, Exxon Mobil, Northrorp Grumman, Marathon Petrol, Dow Kimyasal gibi küresel soktu Libya’ya.
Libya'ya olan 930 milyon sterlinlik İngiliz ihracatı,150'den fazla İngiliz firmasının Libya'ya yerleşmesi ve dünyaca ünlü London School of Economics'e yapılan 488 bin dolarlık araştırma bağışı işe yaramamıştı Kaddafi’nin.
Ne yazıktı ki Kaddafi, Batılı güçlerle çıkar ortaklığına girerken bu ortaklığın bir gün çıkarlar farklılaşınca Sirte sokaklarındaki kanlı bedeninin utanç verici teşhiriyle 'özgürlük ve demokrasi' diye yaygara kopartılmasına varacağını belli ki hesaplamamıştı...
Kuzey Irak, Mısır, Libya, Fas yarın Suriye…
Ortadoğu kaynıyor. Emperyalist güçler kana doymuyor.



del.icio.us
Digg
Yorumlar (0 Yorum Eklendi):
Yorumunuzu Ekleyin