Ana Sayfa | Köşe Yazıları | Asıl yıkım ahlaksızlık…
Poll: ANKET
Yeni Sitemiz

Asıl yıkım ahlaksızlık…

Yazı Tipi Boyutu: Decrease font Enlarge font

Temeline ahlaksızlık bulaşan her türlü yapı, er ya da geç mutlaka yıkılıyor.

Konutlardan falan söz etmiyorum yalnızca; elbette konu konutlar ama siz genel düşünün; yıkılan nice yapılanmaların temelinde yani kuruluşunda da bir ahlaksızlık bulaşmışlığı, o yapı yıkılırken çıkmıyor mu ortaya?

 

Yıkılıp, yerle bir olmuş birkaç katlı binaları gösteriyor kameralar.

Hemen yanında, aynı sarsıntıyı yemiş ama dimdik ayakta kalanlarını da…

Yerle bir olmuş tek katlı bir okul binası ve hemen yanında yine tek katlı bir ek derslik binası çatlak yememiş mesela…

 

İkisini de yapan aynı yüklenici (müteahhit) değil. Birini bir yüklenici yapmış diğerini ise bir başkası. İki müteahhit de aynı devlet kurumundan “ihale” almışlar. Biri temeline sağlam malzeme, diğeri ise ahlaksızlık koymuş. Yıkılanın temelindeki ahlaksızlık, yıkılınca ortaya çıkıyor işte.

 

Bu ülkede en kolay yapılan mesleklerde biri de müteahhitlik.

O da “politikacılık” kadar kolay… Paraya ve adam kandırabilme, hadi “ikna edebilme” diyelim gücüne dayanıyor. Politikacılıkta zor olan, binlerce kişiyi ikna etmek; fakat müteahhit olmak için birkaç nüfuzlu adam yetiyor…  Onları ikna etmenin de artık klasik yolları malumunuz… Kaptın mı yüklü bir ihaleyi, oldun gitti köşe bir müteahhit.

 

Felaketler, ahlaksızlıklar için yüzmeye müsait bir göl sanki.

İlk adım yardımlarında, daha yiyecek, çadır vs. dağıtımında ortaya çıkıyor.

Geçmişte yaşadığımız deprem felaketlerinde çok yazılıp çizilip, görüntülendi; Avrupa’dan gelen çeşitli giyecek, yiyecek ve kullanım eşyaları, depremden aylar sonra kenar mahalle bakkallarında satılıyordu.

 

Gölcük depreminde yaşananlar, Düzce depreminde de aynen yaşandı.

Depremde yaralılar, depremden sonra da deprem çadırları arasında, kurtarma ve sağlık görevlileri kadar hırsızlar ve soyguncular dolaşıyordu. İnleyen bir yaralının cebine el atıp, cüzdanını almak nasıl bir duygudur ki acaba? Nasıl bir ruh halidir? Yoksullukla, açlıkla, mecbur kalmakla falan açıklanamaz bu…

 

Felaketlerde insanlık tek yürek oluyor; yardım yağdırıyor.

Bu hususta ayrılık, ikilik, kuşku yaratmaya kalkan bazı söylemleri ve o söylemlerin sahiplerini Başbakan “lanetli” ilan etti; ağzına sağlık.

Aynı tavrı, o yüklü yüklü yardımları bire bir yerine ulaştırmayanlar için de gösterebilirse, cidden yürekten kutlayacağım.

 

Çünkü; tüm felaketlerde açıkça görülmüştür ki, kaynağından çığ gibi çıkan yardım meblağı, yerine ulaşıncaya kadar, oynanabilecek kartopuna dönüşmüştür. Ne yazık ki istisnası olmadı bunun. Yardım toplayan kurumlara haklı olarak güvenemeyip, grupsal olarak yardım organizesi yapanların yardımları da ne yazık ki yerine tam ulaşmadı. O gruplarda da çürük yumurtalar çıktı.

 

Van depremi sonrası yardım kampanyalarını izliyoruz.

İnanın sadece üç kişinin yaptığı yardım miktarı, yıkılan bir köyü yeniden inşa edecek boyutta. Genele bakıldığındaysa, iç ve daha yeni başlayacak dış yardımlar birkaç ay içinde yeni bir Van yaratacak boyuta ulaşmış olacak.

 

Fakat korkum odur ki…

Bir sene sonra bile Van halâ harabe halinden kurtulamamış görüntüde olacak.

Hep birlikte izleyelim bunu. Devlet de izlesin bakalım; yardımlar güç mü olacak yoksa kuş mu? Şu satırları bir sene sonra yeniden gözden geçirelim birlikte.

İnanın mahcup olmak istiyorum…

 
Ekleyin:: Add to your del.icio.us del.icio.us | Digg this story Digg

Yorumlar (0 Yorum Eklendi):

Yorumunuzu Ekleyin comment

Lütfen resimde gördüğünüz kodu giriniz:

  • email Arkadaşına gönder
  • print Çıktı al
  • Plain text Sadece Yazı
Etiketler
Etiket eklenmemiş
Bu haber için oy ver
0
Powered by Vivvo CMS v4.0