Bölümler
Poll: ANKET
Yeni Sitemiz
Sağlıklı olduğunuzdan emin misiniz?
Diyelim ki; etli, tatlı, sütlü bol bol yiyebiliyorsunuz; iştahınız da yerinde maşşallah. Haliniz, vaktiniz de yerinde; ne canınız isterse alabiliyorsunuz allaha şükür... Diyelim ki; kilo falan almışsanız; spora, fitnese, yüzmeye falan gider geri verirsiniz; sonra yine alır, yine verirsiniz değil mi?“Diyet, rejim” dendi mi, abooo; yığınlarca yazılmış kitaplardan geçilmiyor kitapçı rafları... Hele uzman, hele uzman; o ooo, her gazetenin birkaç sayfası, her TV kanalının birkaç saati bu uzmanlara ayrılmış. Yemek yapma ustalarını, yemek kitaplarını saymıyorum daha. Az bileni yirmi çeşit yemek tarifi verebiliyor. Diyelim ki; aklınıza esen, canınızın çektiği her yemeği de yapabilecek marifetiniz var ya da ailenizde böyle birileri var.Ama siz dikkatlisiniz; uzmanlara kulak veriyor, öyle abur cubur beslenmiyor, sağlıklı besleniyorsunuz. Kazara bir rahatsızlığınız olursa da doktorunuz uzakta değil ya... Emin misiniz sağlıklı olduğunuzdan?Bence o kadar emin olmayın...İyi beslediğiniz, spor yaptırdığınız, hatta arada bir masaj da aldığınız bedenininiz o kadar sağlıklı olmayabilir; sağlıklı görünüyordur sadece. Çünkü beyin, sinir ve ruh sağlığıyla bütünleşmeyen beden, tam sağlıklı bir yapı değildir. Çünkü bedenin tüm hücreleri dahil, bütün organlar, yönetim merkezi olarak beyne bağlıdır. Bir grup beyin hücresinde oluşabilecek küçük bir rahatsızlık, bedenin bir bölümünü anında çökertebilir. “Sapasağlam” diye nitelendirdiğimiz nice insanın, gün gelir “inme yani felç” olduğunu duyuveririz. Hatırlayın lütfen; bazı durumlar karşısında kalbinizin sıkıştığını, midenize kramplar girdiğini, başınızın döndüğünü, gözünüzün karardığını... Demek ki sağlıklı beslenmek, iyi yemek yemek, spor yapmak falan sağlıklı görünmeyi sağlayabilse de, tek başına “sağlıklı” olmaya yetmiyor. “Sağlıklı yaşamak” ayrı bir kavram. Beden sağlığını, ruh ve sinir sağlığıyla bütünleştiremedikten sonra, sağlıklı olduğumuzdan o kadar emin olmayalım. Sabahları uykunuz tam kanmış hissiyle, gülümseyerek uyanamıyorsanız, duşa girerken içinizden şarkı söylemek gelmiyorsa, canınız sıkkın ve biraz neye olduğunu bile bilmeden kızgınca dolanıyorsanız ortalıkta; günaydın gülücükleri dağıtmak gelmiyorsa içinizden, sevgiyle sarılamıyorsanız aile bireylerine, size birşey sorulunca cevap vermek istemiyorsanız; hiç kuşkunuz olmasın ki “ruh sağlığınız bozuk” demektir. Bu da, yakında beden sağlığınızın da bozulacağının kötü habercisidir. Beyniniz yıpranmaya başlamışsa, bedeninizin de yıpranmaya başlayacağı yakındır. Hani düşkünsünüz ya sağlığınıza... İşte o çok dikkat ettiğiniz sağlığınız, beyin sağlığınızın bozulmaya başlamasıyla bozulmaya başlar. İnsan ne zaman ihtiyarlamaya başlar biliyor musunuz?“Ben artık ihtiyarlamaya başladım” dediği gün!Karıştırmayın sakın; “yaşlanmak” ve “ihtiyarlamak” ayrı kavramlardır. Altmışlı yaşlarda “ihtiyarlamamışları” ve kırklı yaşlarda “ihtiyarlamışları” çok görüyoruz. Sağlık yaşamak istiyorsanız, nasıl ki sağlıklı beslenmesiyle, diyetiyle, sporuyla dikkat ediyorsunuz beden sağlığınıza;“sağlıklı yaşıyorum” diyebilmek için, beyin, ruh ve sinir sağlığınıza da o kadar, hatta daha fazla dikkat etmek durumundasınız.
“Peki ama, nasıl?” sorusunun cevabı ayrı bir yazı konusu olsun...
NOT: Bu yazı Hollanda’da yayın yaşamına yeni başlayan bir sağlık dergisi için yazıldı. Sizlerle de paylaşmak istedim.
Bu haber için oy ver



del.icio.us
Digg
Yorumlar (0 Yorum Eklendi):
Yorumunuzu Ekleyin