Bölümler
BEDELLİ
Türkiye'nin PKK ile savaşında kuşkusuz en önemli silahı olan TSK’nin da bu itibarsızlaştırılmada payı büyük.
Çevresinde TSK ile ilgili olup bitenleri doğrulama gereği duyan vatandaş, komutanlardan beklediği “Külliyen yalan” cevabını alamayınca, daha doğrusu olaylarda gerçeklik payı da mevcut olunca TSK, Cumhurbaşkanı ve Başbakan ardından gelen protokoldeki yerini aralarında Diyanet İşleri'nin de bulunduğu düşük sinyalli kurumlara bıraktı.
Aslında önemli olan vatandaşın gönlündeki protokoldü.
Gönüllerin sırça köşkünde yaşayan, ulaşılamayan, erişilemeyen, itibar bankası, kutsal, eşsiz asker, komutanları sessiz kalınca vicdanları itelemeye başladı.
İşte bu sessizlik, askerin sırça köşkünü yerle bir etti.
Askeri düşünce suçundan içeriye tıkan Ergenekon ve Balyoz davalarının yapamadığı yaptı Taraf manşetleri. Vicdanları rahatsız etti.Görev şehitleri, işkence, el bombalı ölümler, kendi mayınına basma gibi haberler inkâr edilmeyince ana vicdanı girdi devreye.
Bülent Ersoy'un ve bedelli analarının en azından büyük bir bölümünün düşüncesidir bu.
Yıllarca özenle, dikkatle, sevecenlikle büyüttüğü, yetiştirdiği oğlunu ne olduğu belirsiz bir savaşa, hükümetlerin “siyasi kavgalarına!” bazı sadist komutanların ölümcül emirlerine kurban vermek istemeyen anaların kaçış yoludur aslında bedelli.
Poşetin de poşetidir, asker bile değildir, emir almaz, nöbet tutmaz ama 28 gün sonra sapasağlam döner evine.
Birçoğumuz olaya parası olan yaşar olmayan ölür gözüyle baksak da olay aslında şudur; Her ana çocuğunun vatanın kurtulmasında görev almasını ister, ülkesinin işgaline, ezilmesine, yok edilmesine izin vermez. Yüzlerce yıldır silahını elinden bırakmamış bu millette her ana çocuğunun silah tutmayı, selam vermeyi, içtimaya girmeyi bilmesini ister. Her ana için asker ocağı kutsaldır. Her ananın oğlu karavana yemelidir, ranza, koğuş paylaşmalı, postal giymelidir. Her ananın zihninde asker olmak er olmak demektir. Er, her ananın zihninde erkekliğe tam adımdır. Kısaca her ananın oğlu asker olmalıdır. Ancak-Fakat 28 gün de olsa 15 ay da, 10 yıl da olsa gidip geri gelmelidir..Bir anı ile yazımıza noktayı koyalım;
Yıl 1992 Burdur 58.Topçu Tugayındayım. Terhisime 40 gün kala yurtdışı bedelli askerler geldi. Askerlik değildi yaptıkları. Stüdyoda fotoğraf çektiriyor. Hafta sonları Antalya’ya günü birlik tatile gidiyor. Geziyor ve bol bol sohbet ediyorlardı. Askerlikle ilgili gece dersleri dışında hiçbir işleri yoktu.3 hafta bitti. Terhis olacaklar .Bölükteki çavuşlar onların dışarıya askeri malzeme çıkarmamaları adına alanda çanta yoklaması yapıyoruz. Tunceli’li Turhan Çavuş vardı. Uyanık bir tipti. Uzun dönemdi ve terhise daha 7–8 ayı vardı. Karşısında yaşı 50 ye yakın bir gurbetçi ile diyolaga girdi. Çantada o dönemler az kullanılan jel şeklindeki traş köpüğünü gördü. Almanca yazıyı anlayamadı. Bedelli askere sordu.—Bu nedir parfüm mü?—Evet Komutanım.—Bunu bana versene—Vermesine vereyim ama bakın bakalım kokusu size uyar mı?Turan kolunu havaya kaldırdı. Boca etti koltuk altına traş köpüğünü.Bütün bölük gülmeye başladı.Turan Çavuş açgözlü ve merakını böylece gidermiş oldu.



del.icio.us
Digg
Yorumlar (0 Yorum Eklendi):
Yorumunuzu Ekleyin