Bölümler
Şeriat ve insanlık vicdanı…
Siz TV’lerden kısaca izlediniz haberi. Gazetelerin de bazılarında bir paragrafla falan çıktı haber. Kaynak, Alman Bild gazetesi. Gazete sitesinde daha geniş.
İran’da 27 yaşındaki Meryem Rostampour ve 30 yaşındaki Marzieh Esmaeilabad adındaki iki kadın din değiştirdikleri gerekçesiyle öldürülecek.
Bild gazetesinin haberine göre İran'da Hıristiyanlığa geçtikleri iddiasıyla tutuklanan iki kadın idama mahkum edildi.
Tahran’da bir hapishanede tutulan Meryem ve Marziah her ezan vakti kırbaçlanıyor, aşağılanıyor, az yemek ve su verilerek cezalandırılıyor...5 Mart'ta evlerine düzenlenen baskında İncil bulununca gözaltına alınan bu iki kadının serbest kalması için çok uğraşan İnsan hakları savunucusu yazar Sabatina James, “Tek kişilik hücrede yaşıyorlar ve gözü kapalı şekilde sorgulanıyorlar. Günde 5 kez ezan saatlerinde kırbaçlanıyorlar. Çok az su ve yemek veriliyor.” diye isyan etti...
İran’da ceza kanunlarına göre İslam’dan çıkmanın cezası şöyle: “5 ezan vaktinde kadın kırbaçlanır, kadın itaat gösterene kadar yaşam kalitesi düşürülür, yiyeceği, giyeceği kısılır. (Tabii bu da idam gününe kadar)
* * *
Haber bu. Şimdi sorular da şunlar: İslam dini bu mudur; yoksa İran şeriatı İslam dini dışında bir kurallar zinciri midir? İslam’da gerçekten bu denli insanlık dışı işkence mubah mıdır? Değilse, neden İslam dini adına her gün orada burada boy gösteren ulemadan niye ses çıkmamaktadır?
Hani İslam dininde zorlama yoktu?
Ezan, Allaha ibadet için yapılan bir çağrıdır. Bu çağrı müzikal bir sesle yapılır ki, ruha işlesin ve dostça olsun diye.
Şimdi, bu ses dinletilerek, başka dine sempati duydu diye iki kadın ezan boyunca kırbaçlanıyor. Bu insanlar, itaat etse bile, yürekten ısınırlar mı..?
Ne var ki, şeriatın kadına bakışı bu.* * *
Bir başka olay daha. Yine İran’dan. Yıl: 2007. Haber şöyle: İran’da bakire kızı cennete gitmesin diye tecavüz ettikten sonra astılar.“Dur ya, bu kadar da değil. Nerde çıktı bu haber, duymadık biz…” diyenleriniz olacaktır. Evet, ben de duymamıştım o zaman. Sonra okudum.
Yazar Süleyman Ekim hemşerimiz olur. Sandıklı Postası’nda yazıları çıkardı.
O yazmış dramatize ederek 14 Mayıs 2007 günü, Milliyet Blog’daki köşesinde.
O nereye dayandırmış da yazmış bunu?
O da tabii ki kaynak göstermiş: Mustafa Balbay’ın 11 Mayıs 2007 günlü “Bir İranlı Mektubu ve Solun Birlik Görevi” başlıklı yazısını.
Kuşkusu olan, her iki yazıyı da açıp okuyabilir.
Haberde bir yanlışlık olsaydı, en azından İran Büyükelçiliği’nden bir tepki gelmez miydi? Hem de nasıl..?
Şimdi yönünüzü Allaha çevirip, elinizi vicdanınıza koyarak düşünün.
Düşünün ve yukarıdaki sorulara cevap arayın.
Sonra da şu İran konusuna ve şeriat meselesine tekrar kafa yorun lütfen…



del.icio.us
Digg
Yorumlar (0 Yorum Eklendi):
Yorumunuzu Ekleyin