Ana Sayfa | Köşe Yazıları | Çöplüğün generali
Poll: ANKET
Yeni Sitemiz

Çöplüğün generali

Yazı Tipi Boyutu: Decrease font Enlarge font

Oya Baydar, yetmişli yılların başında Yeni Ortam gazetesinde yazıyordu. Bu genç kalemin okuruydum o zamanlar.

Benim de ilk kez bir yazım yayınlanıyordu bir gazetede. Fafi Kalesi başlıklı bir yazı dizisiyle girmiştim Yeni Ortam’a… Boğup, yok ettiler Yeni Ortam’ı kısa sürede. Faşizmin 12 Mart yüzü, muhalif olan, yazılı her şeyi yakıp, yok ediyordu.

 

Oya Baydar’la daha sonra, TÖB-DER Şube Başkanları Toplantısı’nda karşılaştım. Bizim gruptan Kâmil Karadeniz ve Nural Güran’ın yanında gördüm.

Yeni Ortam’dan okuru olduğunu söyledim. Fafi Kalesi dizisi de onun ilgisini çekmiş. Sevindim. Birkaç kelam ettik ayaküstü işte…

 

Çöplüğün Generali, Oya Baydar’ın son romanı.

İzne giden dostlardan “bir isteğin var mı?” diye soran olursa; bir kitap ısmarlıyorum işte; uyarına gelirse, yanında da bir Sarı Zeybek ya da Kara Efe rakı… Kitap gibi, onlar da satılmıyor buralarda.

 

Çöplüğün Generali, müthiş bir öngürünün romanı.

Mine G. Kırıkkanat’ın Birgün Gece adlı romanını okurken de böyle etkilenmiştim. Yaşanacak bir “İstanbul depremi”ni, yaşanıyorcasına canlı anlatıyordu. Tüylerim diken diken bitirdim kitabı.

Çöplüğün Generali de öyle…

Tarlalarda, arsalarda, ormanlarda, çöplüklerde, plajlarda gömülü bombaların, silahların patlamasını, oralara gömülmüş ceset kemiklerinin görüntülerini konu edinmiş. Roman kahramanlarından biri olan, gözaltında yok edilmiş bir yazara “bu ülke patlayacak bir gün…” cümlesi üzerine kurgu yaptırıyor…

 

Haa, Oya Baydar, son zamanlarda gazetelere ve görsel medyaya yansıyan kayıp ya da gömülü silahlar haberlerinden sonra yazmamış bu romanı. Çok önce yazıp bitirmiş. Onun için “müthiş bir öngörü romanı” dedim. Basımı gecikince, olaylardan esinlenerek yazdığı söylenmişti; ama değil…

 

Romanın işlediği felaketlerden henüz gerçekleşmeyenler var.

Gömülü bombalar doğru çıktığına göre, “ya bunlar da doğru çıkarsa veya doğruysa?” sorusu, soğuk soğuk terletiyor insanı.

 

Yazma işi, kültür-sanat konuları olanlar, ele aldığı konu gereği bir kitabı ya da bir sanat ürününü tanıtıp, tavsiye ederler. Bunu yapmak haddim değil benim.

Bir de, sık sık kitaplardan söz açarak “bakın ben ne kadar kitap okuyorum” demeye getirenler vardır… Öyle de değil benimki; çünkü az kitap okuyabilmekten utanıyorum zaten.

 

Benimki yine bir duyguyu paylaşmaktı. Okursanız, anlayacaksınız beni…

 
Ekleyin:: Add to your del.icio.us del.icio.us | Digg this story Digg

Yorumlar (0 Yorum Eklendi):

Yorumunuzu Ekleyin comment

Lütfen resimde gördüğünüz kodu giriniz:

  • email Arkadaşına gönder
  • print Çıktı al
  • Plain text Sadece Yazı
Etiketler
Etiket eklenmemiş
Bu haber için oy ver
0
Powered by Vivvo CMS v4.0