Gun fm: HİPNOZDAKİ TÜRKİYE HİPNOZDAKİ TÜRKİYE ================================================================================ dincay on 11 November, 2009 03:48:00 Dün 10 Kasım idi. Bu anlamlı günde öğretmen Arif Keskin, ilköğretim müfettişi Ali Küçük ve Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Mehmet Emin Güzbey’in yardımları ile yapılan Sincanlı Tokuşlar Belediyesi Bahçesine yapılan Atatürk büstü ile Tokuşlar İlköğretim Okul’unun bahçesine yapılan çeşmenin açılışına gittik. ATATÜRK İLKELERİNİ TEMSİL EDEN ÇEŞME Tabi en büyük emek öğretmen Arif Keskin’in. Çeşmenin mimari özelliklerinden bahseden Öğretmen Arif Keskin çeşmenin yapılışında Afyon’un zenginlik kaynaklarından yararlanırken çeşmedeki kurna sayısının her birinin Atatürk İlkelerini yansıttığını söyledi. Öğretmenlik bambaşka bir meslek; değil ki bina, çeşme dikmek çöp dökmenizde bile eğitim öğretim var. Bu yüzden öğretmen Arif Keskin’i tebrik ederim. Umarım o çeşme ve Atatürk İlkelerini temsil eden her bir kurnasından akan su kadar aziz düşünceler, hep beslenir, hiç kurumaz. PKK BİLE PROVOKASYON DEDİ Dün 10 Kasım idi. Arif Keskin, Ali Küçük, Mehmet Emin Güzbey gibi isimler Atatürk ile ilgili objelerin yaşaması için bir şeyler yapmanın gayretinde iken hükümet de Demokratik Açılım adı altında sunduğu Kürt haklarına dair açılımının birinci oturumu için bu anlamlı günü seçmişti. PKK bile Türk Milletinin en üzgün olduğu, bayrakları yarıya indirdiği bir günde açılım görüşmesini tasvip etmez iken hükümet böyle bir tercihte bulunmuştu. PKK’lı Duran Kalkan, “Türkiye toplumunun yas tuttuğu gün demokratikleşmeyi tartışmak tehlikeli” diyor. PKK’lı Duran Kalkan, Fırat Haber Ajansı'nda yer alan röportajında, demokratik açılımla ilgili görüşme tarihinin 10 Kasım'a denk gelmesinin "provokasyon amacı taşıdığını" savunuyor. Tercih hükümetin. Tercihler kim ve ne olduğunuzu söyler. Medyum Keto bile tercihlerinize göre kişiliğinizin haritasını çıkartıyor. CİNS CİBİLLİYETİNİN ANALİZATÖRLERİ Dün 10 Kasım idi. Böyle anlamlı bir günde birileri meraklanmış Atatürk’ün soy ağacını çıkartmış. Merak bu ya soy ağacında yıllardır yaydıkları iftiraları bulamamışlar… Aynı kişiler bir de Amerikalı bir basın mensubunun Atatürk’ün soy ağacını araştırmak için “Siz Selanik’te kimlerdensiniz?” sorusunu sorduğunda verdiği cevabı araştırsalardı… Yok, araştıramazlar, çünkü siyasal cins cibilliyetlerine dokunur. Onların siyasal cins cibilliyetinde Atatürk yok. Onların siyasal cins cibilliyetinde var olan Atatürk de yıkılması, yok olması, unutulması, unutturulması gereken Atatürk. ATATÜRKÜ RAKI ZANNEDEN YAZAR Dün 10 Kasım idi. Böyle bir günde birçok köşe yazarı kendine göre köşe yazıları yazdı, Atatürk’ü anlattı. Kimisi 87 yıllık kini biraz daha büyüttü; kimi keskin kin ertelemesine girdi; kimi Emre Aköz gibi Sabah 9.05'te sokaktaysam saygı duruşuna geçerim. Akşam da aziz hatırasına bir kadeh rakı içerim. Ama o kadar!Laikliği, modernleşmeyi, demokrasiyi, hukuk devletini savunmam için kendi aklım ve bilgim bana yeter" dedi. İşte bu akıllı, bilgili ve Atatürk’ü rakı olarak tanıtan ulama tezgâhının seçkin mürit insanlar yönlendirmesindeki/yönetimindeki Türkiye, rövanş günü gelmiş fikri bir değişim sürecine sokuluyor ve cumhuriyet ile Atatürk ile kavgalı millet üretilmeye çalışılıyor. HİPNOZDAKİ TÜRKİYE Hipnosis Yunancada uyku anlamına gelir. Adını mitolojide sürekli uyuyan uyku tanrıçasından alır. Hipnotizma da bu isimden türetilmiştir. Hipnoz veya hipnotizma, bir kişide bulunan şuurluluk durumunun bir başka şahıs tarafından çeşitli etkileme yolları ile uyutularak bir başka ortama geçirilen haldir. Hadi ben seni uyutuyorum ya da hipnotize ediyorum diyerek hiç kimse uyutulmaz. Hele hele hipnotizmaya inanan biri hiç uyutulmaz. Hipnotizmanın aşamaları vardır. Kişi önce hipnotizma için hazırlanır yani kendi içinde aşamaları bulunan trans durumuna, yani içinde bulunduğu ortamdan bir başka ortama geçirilir. BİRİNCİ TRANS TÜRBAN Türkiye’nin hipnoz dönemi de MSP’nin arka bahçesi diye siyasal tarihe geçen İmam Hatip Liselerinin 15-16 yaşındaki genç kızlarının kendini okul demirlerine bağlaması ya da Cuma günleri meşhur camilerin önünde yeşil sancaklar açılması, domuz bağıyla öldürülmüş insan cesetlerin gün yüzüne çıkması ile başladı. Güya o derin görüntüler ile Türkiye hipnozdan kurtuluyordu… Aksine Türkiye o görüntüler ile derin hipnozun birinci aşamasına sokuluyordu. İKİNCİ TRANS 12 EYLÜLÜÇÜNCÜ TRANS AÇILIMLAR Ve ardından 12 Eylül denilen cuntasının ürünleri ile Türkiye hipnozun ikinci transına çekildi. Ondan sonrası malum; yandım keten helva misali Türkiye, sosyal ajanlar ile bugünlere geldi. Üçüncü aşamada ise beyinlere çok sevilen saygın kelime demokrasi sokuldu. Parmaklar çıtlatılıp küreselleşmenin dayanılmaz hafifliği ile ayağa kaldırılan Türkiye; Kürt açılımı, Ermeni açılımı, Yunan açılımı, ıslak kuru imzalar, özelleştirmeler, toprak satılması, Ergenekon, cemaatler, tarikatlar ile 36. paralel uzantısındaki Irak bataklığı, yitik kıyı Kıbrıs sorunlarının okyanusunda kendini arıyor. TRANSTAN UYANIŞ Bakalım hele şu hipnozların AB ve ABD destekli artçı dalgaları bitsin Türkiye kendini toparlayacak mı yoksa iyice kendinden mi geçecek önümüzdeki seçimlerde hep birlikte göreceğiz.