Ana Sayfa | Köşe Yazıları | Basın Odası
Poll: ANKET
Yeni Sitemiz

Basın Odası

Yazı Tipi Boyutu: Decrease font Enlarge font

Cumartesi günü gazeteci arkadaşlarımla Gün FM de Basın Odası programını yaptık. Aradan uzun süre geçmişti. Biz program yapmayı dinleyicilerimiz ise Basın Odasını özlemişti. Gelen yoğun sorular ise bunun göstergesiydi.

 Sizinle şöyle bir geçmişe yolculuk yapmak istiyorum. Afyon Gün FM 1997 Ocak ayında satın alındı. O dönem Star FM olarak arabesk bir yayın yapıyordu. İlk alındığı günden itibaren arabesk çalmamaya karar verdik. Türkü ve haber kanalı yapmayı düşledik. O dönemler televizyonda NTV ve daha sonrada CNN yayınlanıyordu. Sıcak haberleri Afyonda kurulacak teknik sistemlerle dinleyenlere ulaştırmayı arzulamıştık.

Türkü kanalı yaptık. Fakat haber kanalında sınıfta kaldık. Sebebi haber işi çok masraflıydı. Reklâm dışında başka geliri olmayan bir radyonun bu masrafın altından kalkması mümkün değildi.

İşte bu nedenle sıcak haber veremediğimiz radyoda başka bir format yapmayı tasarladık. Basın Odası fikri o zaman öyle şekillendi. Gazeteci dostlarım Arif Yağcı ve Halil İbrahim Kocaerkek ile haftada bir gün cesur, tarafsız, doğru, dürüst bir şekilde ülkemizdeki ve ilimizdeki gelişmeleri radyo mikrofonlarından değerlendirmeye başladık tam 11 yıl önce.

Zaman aktı geçti Kasım 2009 yılına geldiğimizde tekrar başladığımız Basın Odasında tam 5 gazeteci dostumuz vardı.

Gazetecilikte 30 yılı deviren eğitimci Ahmet Tunca cumartesi günü Kürt Açılımı, Tele kulak ve Afyonkarahisar sorunlarını değerlendirdi.

Yazıları ile Afyon Basınında ses getiren Dinçay Doğar, ülke sorunlarını anlattıktan sonra Şu meşhur Anıt meselesini tekrar anlattı dinleyenlere.

Meslekte 22 yıldır yer alan ve Odak Gazetesinde yazılarını zevkle okuduğum Polat Yılmaz farklı bakış açışını sundu Basın Odası dinleyicilerine.

Ve Ertuğrul Sevim. Afyonkarahisar Gazeteciler Cemiyeti Sekreteri görevini de yerine getiren Sevim Açılım anlattı yetmedi çözüm önerilerini sundu.

Lider Medya Grup Başkanı Halil İbrahim Kocaerkek ise her zamanki tatlı üslubu ile konulara bakışını anlattı. Dinleyenleri fikir jimnastiği yapmasına yol açtı.

Bunları neden yazdım?

Amacım yaptığımız işin reklâmını yapmak kendimizi ve arkadaşlarımıza methiyeler düzmek değil.

Bu ülkede farklı düşüncedeki, farklı bakış açışındaki insanlar saatlerce düşüncelerini rahat ve özgür bir ortamda fikirlerini paylaştıklarını anlatmaktır.

Yıllar önce aynı ortamda nefes alması bile güç olan siyasi düşünceleri farklı insanlar medenice tartışabiliyor. Tartışmanın ötesi düşüncelerini yüzlerce insanla paylaşabiliyor.

Farklı düşüncelerden korkmamak gerekiyor.

Yazılı, görsel ve işitsel medyada çalışanlar doğru yapılanları takdir etmeli. Yanlış olanları da eleştirmek zorundadır.

Ne diyorduk Yargı, Yasama ve Yürütme sonrası Basın 4. kuvvettir.

Ama şimdi öyle mi?

Yargının başına gelenleri görüyoruz. Yasama ve yürütmede yaşananlar belli.

Basın ise sindirilmiş, susturulmuş.

İşte böyle bir ortamda birilerinin çıkıp bir şeyler söylemesi lazım.

Halkın sesi, kulağı, gözü olmak için bu elzemdir.

Yazımı bir fıkra ile noktalayalım.

Padişahın biri kendine dalkavuk alacakmış. Sırayla sorgudan geçirmiş adayları. Her adaya “senden dalkavuk olmaz” diyormuş. Adaylar ise dalkavukluk konusunda ne kadar marifetli olduklarını ispata çalışıyorlarmış. Adaylardan birine de aynı şeyi söylemiş “Senden dalkavuk olmaz” deyince, aday; “doğru söylediniz efendim. İsabet buyurdunuz efendim. Benden dalkavuk olmaz efendim” demiş padişah onu sarayda dalkavuk başı yapmış.

Ekleyin:: Add to your del.icio.us del.icio.us | Digg this story Digg

Yorumlar (0 Yorum Eklendi):

Yorumunuzu Ekleyin comment

Lütfen resimde gördüğünüz kodu giriniz:

  • email Arkadaşına gönder
  • print Çıktı al
  • Plain text Sadece Yazı
Etiketler
Etiket eklenmemiş
Bu haber için oy ver
0
Powered by Vivvo CMS v4.0