Gun fm: DEĞİŞİMİN VE DİRENİŞİN HARMAN YERİ: DEMOKRATİK AÇILIM DEĞİŞİMİN VE DİRENİŞİN HARMAN YERİ: DEMOKRATİK AÇILIM ================================================================================ dincay on 01 December, 2009 03:15:00 Lozan görüşmelerinin uzun sürmesi halk arasında olduğu kadar TBMM’de de çatlak seslerin çıkmasına sebep olmuştu. Lozan görüşmelerinde Musul’un hangi tarafta kalacağı en çetin görüşmelerden biri idi. Türk delegasyon heyetinin Musul’un Türk tarafında kalması ısrarı boşlukta bırakılıyor, Lozan’dan Anadolu’ya çekilen şifreli telgraflar İsviçre ikaz edilmesine rağmen sürekli olarak bozuk geliyordu. Bunun üzerine dönemin Genelkurmay başkanı Fevzi Çakmak, doğu ve El-cezire komutanlarına çektiği telgrafta “Musul’un silahla alınacağı” belirtti. Lozan’a gönderilecek heyetin başına getirilen İsmet İnönü’nün heyet başına getirilmeden önce dönemin dışişleri bakanı olanı olan Yusuf Kemal’in istifa ettirilmesi, yerine İsmet İnönü’nün atanması, ardından da delegasyon başkanı yapılması başta Rauf Orbay olmak üzere birçok kişiyi rahatsız etmişti. Mustafa Kemal’e görüşmelerin uzun sürmesi ve içeride çıkartılan rahatsızlıklar dolayısıyla sorulan bir soruya Lozan görüşmeleri düne ve bugüne ait, üç seneye dört seneye ait hesapların halli ve niteciye bağlanmasıyla meşgul olmakta değildir. Belki üçyüz senelik, dört yüz senelik birçok birikmiş ve yoğunlaşmış hesapların görülmesiyle meşguldür. Dolayısıyla bu kadar derin ve bu kadar karışık ve bu kadar kirli hesapların az zamanda içinden çıkmak o kadar kolay değildir1 diye cevap veriyor. Günümüze dönecek olursak şimdi bir demokratik açılım paketi konuşuyoruz. Paketin yüzeye vuran amacında terörün durması, anaların gözyaşlarının silinmesi, kardeşlik, demokrasi, barış, huzur yatmakta olduğu iddia ediliyor. İddiaların paralelinde “Bu barış, kardeşlik, demokrasi, üniter yapının bütünlüğü nasıl tesis edilecek” diye sorulduğunda ise sorunun muhatabı hükümet nasıl sorusunu yani paketin içeriğini açıklayamamakta onun yerine kandan geçinenler var, şehit tabutlarını bekleyenler var cevabını vermektedir. Hiç şüphesiz devlet içinde ve dışında, bölge içinde ve dışında, hükümet içinde ve dışında, memleket içinde ve dışında terörden, törelerden, dinden, milliyetçilikten, demokrat görünümlerden beslenip varlıklarını sürdürenler var. Bundandır ki hükümet “Bu barış, kardeşlik, demokrasi, üniter yapının bütünlüğü nasıl tesis edilecek” sorusuna net cevap veremediği sürece itham ettiği muhalefet kadar bu harici ve dâhili besleme kombinasyonunun üçüncü ayağı olacaktır. Annesi Türk, babası Kürt olan Altan Tan, İslamcı bir Türkiye isteyen Kürt aydını olarak tanınmakta/tanıtılmaktadır. Demokratik açılım paketinin yazıcılarından/yönlendiricilerinden/oluşturma kardolarından olduğu iddia edilenTan, Kürt sorununda demokratikleşme ve ortak dini değerlere vurgu yaptığı “KÜRT SORUNU- Ya Tam Kardeşlik, Ya Hep Birlikte Kölelik (Yan Brati, Yan Köleti)2” kitabında Kürt sorununu dünden alarak günümüze kadar getirmesine rağmen bugün dökülen kırk bin insanın kanı içinde İngiltere, AB ve ABD kombinasyonunu tıpkı Atatürk’ün “Bu kadar derin ve bu kadar karışık ve bu kadar kirli hesapların az zamanda içinden çıkmak o kadar kolay değildir” sözünü haklı çıkartırcasına es geçmiştir. O da tıpkı ötekiler gibi olaylara durduğu noktadan yorum getirmektedir. Enteresandır ki ne kadar tarafsızlık ilkesinde kalmaya çalışsa da DTP-AKP- Öcalan çözüm önerileri üçgeninde hareket ettiği aidiyet yaratmaktadır. Görünen o ki Demokratik Açılım denilen harici ve dahili bol ekürili paket, dayatılan bir değişim ve doğal refleksi olan direnişin demagojik ve popülist harman yeridir. İster cin şişeden çıktı, ister dal kırıldı isterse kesilen saçı ak/kara diye değerlendirelim. Bir gün gelecek kirli/temiz tüm hesaplar/niyetler ortaya dökülecek ve ülke de kendisine en uygun değerlendirmeyi yapacaktır. Tarih bilimi yazılması açısından bilinmesi gereken kirli hesapların içinden kirli ilişkilerle çıkılamayacağıdır. Dayatılan değişimin ve değişimin doğal refleksi direnişin demagojik ve popülist harman yeri demokratik açılımda nasıl sorularına doğru cevaplar bulundukça sap ile dene ayrılacaktır. Ancak, Atatürk’ün de dediği gibi kirli hesapların içinden kısa sürede çıkmak kolay değildir. 1 Mim Kemal Öke, Musul Meselesi Kronolojisi [1918-1926], sayfa 90-91. 2 KÜRT SORUNU- Ya Tam Kardeşlik, Ya Hep Birlikte Kölelik- Timaş Yayınları- 3. Baskı Mayıs 2009