Gun fm: NOLUYORUZ? NOLUYORUZ? ================================================================================ dincay on 08 December, 2009 07:27:00 İnsanların kafasında hep aynı soru: Noluyoruz? Bugün 7 er şehit oldu. Soru yine öfkeyi tetikledi. Böyle günler fatura çıkarma dönemidir. Her ne kadar hesabı sorulacak denilse de bugün düzenlenecek olan şehit cenazelerindeki öfke Amerika’daki Başbakana kadar uzanacak. AKP ve içerisini dolduramadığı, içinde neler olduğunu bir türlü açıklayamadığı Demokratik açılım adlı paket bugün adeta dövülmeye hazır keşkek kazanına dönecek. DTP biz demedik mi derken, Ergenekon’u işaret edecek.Bu öfkeden herkes kriz çıkartmaya çalışacak. Ve uzunca bir süredir ara sayfalarda ufak haber olarak verilen şehit cenazeleri haberleri yarın manşetten verilecek. Hep beraber soralım tekrar, noluyoruz? Hükümet biliyor mu? Muhalefet biliyor mu? ABD, AB biliyor mu? Burnunu çeke çeke salya sümük vaaz veren Feto biliyor mu?Hepsi de biliyor. Evet, hepsi de biliyor, bilmeyen sadece halk. Bu yüzden de noluyoruz sorusunu sadece halk soruyor… Bilenler de cevap veremiyor. Sadece kanı yerde kalmayacak diyorlar. Tıpkı daha önce dedikleri gibi. Bir önceki DAYAĞI YİYEN HEP BİZİZ başlıklı yazımı şöyle bitirmiştim: ………..değişimin ve direnişin/siyasal gündemin cenk meydanı: Demokratik Açılım. Asker, bizim asker…Birbiriyle kavga edenler, bizim çocuklar… Meydanlarda ağzı yüzü kapalı polise/askere taş atan küçük çocuklar, bizim çocuklar… İkili oynayan, uğruna Kore’ye gittiğimiz/uğruna komünizme karşı ileri karakolu olduğumuz müttefik, bizim müttefik…İktidar bizim iktidar, muhalefet bizim muhalefet… Ama hepsinden de önemlisi dayağı yiyen hep biziz… Ve biz, neden dayak yediğimizi hâlâ bilmiyoruz. … Neden dayak yediğimizin sebebini bilemiyoruz; çünkü abalı durumuna düşürülmüşüz. Neden dayak yediğimizin sebebini bilemiyoruz; çünkü bize gerçekleri anlatmakla yükümlü siyasilerimiz, aydınlarımız, entelektüellerimiz, sosyal bilimcilerimiz de iflah olmaz derecede görüş, tespit, kavram, çözüm konularında derin ayrılıklara düşmüş durumdalar. Havalar soğudu ama siyasetin bu kışı çok sıcak geçecek. Çünkü önce şişede cin yaratıldı, sonra da dışarı çıkartıldı… Bundan sonrası cinlik üzerine cinlik, hinlik üzerine hinlikler dolu. Çünkü yeni Türkiye’nin sosyolojisi ani değişimin sancılı cenk meydanına hazırlandı. Artık doğusuyla batısıyla dağdan ovaya değil ovadan Ankara’ya doğru sıcak hava körükleniyor. Öfkeler kabartılacak, sabırlar ölçülecek… Hinlik üzerine hinlik, cinlik üzerine cinlik… Şehitler çoğalacak, kanı yerde kalmayacak sözü noluyoruz sözcüğüne cevap olarak verilecek. Noluyoruz…? Gerçekten noluyoruz? Biz olanların neresindeyiz? Umutlar nasıl korkuya dönüşüyor? Eşkıya neden azgınlaşıyor? Konuşması gerekenler neden susuyor? Neden sadece tek cevap; kanı yerde kalmayacak, hesabı sorulacak? Kimden soracaksınız hesabı? Ayağına kadar mahkemeler taşınan mahmur kampı emekli teröristlerinden mi? Siyasetin tüm yelpazelerine dağıtılamayan, ne olduğu açıklanamayan açılımdan mı? Ergenekon denilen örgütten mi? Çözümsüzlüğü savunduğu iddia edilen MHP ve CHP’den mi? Direkt veya endirekt noluyoruzun müsebbibi görülen AKP’den mi? Evet, ortada acı var… Ve kim bu acıdan nemalanmaya, hedefine ulaşmaya çalışıyor? Bu acıda kim diğerinden daha masum