Bölümler
Poll: ANKET
Yeni Sitemiz
KİMİN UMURUNDA
DTP kapatıldı. Tabelaları parti binaları önünden indirilmeye başlandı. DTP’nin kapatılması ile güneydoğu/vilayetî şarkî/terör; adına her menem diyorsanız o sorun halloldu mu, hallolacak mı? Hissiyatlara/tahminlere/beklentilere bakılırsa aksine terör daha da yükselecek… Siyasi parti temsilcilerinin açıklamalarına bakarsak partiler milletin ihtiyaçlarından açılır öyleyse kapatan da millet olmalı. Ama kapatan millet değil, yargı… Yargının nasıl çalışacağını, nasıl karar vereceğini yani hukuk kurallarını kim koyar; Meclis… Öyleyse Meclis’in parlamenterleri siyasi partilerin şikayet/serzeniş konusu olan kapatılma kanunlarını neden değiştiremiyor/değiştirmiyor? Türkiye hesabı kitabı yapılmamış açılım adı altındaki bir krize sokuldu. İşaret edilen müsebbip, iktidardır. Çünkü iktidar krizi yönetemedi, altında kaldı. İlkeleri bir yana “Her ne pahasına“ diye açılıma popülist bir bedel koyan hükümet, açılımın sıfatını bile koyamadan eşkıyaya teslim olmaktan milletin tepkileri sayesinde kurtuldu. Yetmedi üzerindeki töhmeti adeta oyun oynarcasına DTP’ye yükledi. Hükümet, şimdi hala adını koyamadığı, içeriğini, güzergâhını, hedeflerini koyamadığı, açıklayamadığı açılımın çalışmasını değil çatışmasını sunarak “açılım devam edecek” diyor. Ülkeyi huzura götürecek olan her proje milletten onay alır. Çünkü bu millet oyunu kullanırken umutları ve korkuları doğrultusunda oy kullanır. İçeriği ve adı belli olmayan bu açılım, millete korku mu veriyor yoksa umut mu? Birkaç güne bir kamuoyu yoklamaları yapan hükümet bu konuda da muhakkak kamuoyu yoklaması yaptırması gerekir. Umut, iyiye gidişin belirtilerinden, korku ise kötüye gidişin yoğunlaşmasından doğar. Gerek açılım ve gerekse Ergenekon suçlamaları ve içeriklerindeki soru işaretleri ülkenin doğusunda kahramanlar, batısında hainler üretimi ile ülkeyi adeta bıçakla böler gibi ortadan ikiye böldü. Artık ortada affı istenen kahraman teröristler ve terörizme karşı yıllardır mücadele eden faili meçhullerle anılan darbeci ordumuz var. Ve bir de milyonlarca yoksulluk… İşte çocukluğumuzdan itibaren bize öğretilen dört mevsim cennet Türkiye’nin 2010 yılına girerkenki tablosu bu… Tablonun değişmesi için kimde gayret var? Hiç kimsede yok. Çünkü herkes hâlâ hani benim odunum misali bildiğine bildik, çaldığına düdük diyor. Oysa ülke ucube bir kosa sürükleniyor,
Bu haber için oy ver



del.icio.us
Digg
Yorumlar (0 Yorum Eklendi):
Yorumunuzu Ekleyin