Ana Sayfa | Köşe Yazıları | T A B L O Nurettin BURHAN
Poll: ANKET
Yeni Sitemiz

T A B L O Nurettin BURHAN

Yazı Tipi Boyutu: Decrease font Enlarge font
T  A  B  L  O                                                                                      Nurettin BURHAN                                Özür dileme meselesi ve Bahçeli tavrı 

Gündemi, gereğinden fazla işgal ettiği için önemli sayıldı, bir grup insanımızın “Ermenilerden özür dileme kampanyası” başlatmaları.

Oysa kampanya, sokaklarda açılmış imza kampanyası falan değildi. Sanal ortamda yani internette bir adres verilerek açıldı. Zaten bu yüzden de trajikomik bir hal aldı. Şehit büyükelçilerimiz adına da özür dileme şaklabanlığı yapanlardan tutun da, ünlü sanatçılar adına özür gönderen zevzekler çıktı.

Ciddiyeti kalmadı bu anlamda…

 

Kampanyayı başlatan isimler yer aldığında medyada, ilgimi çekenler oldu. İçlerinde ismen tanıdıklarım hatta sevdiklerim de vardı.

Ama ben o sevdiklerim gibi düşünmüyordum.

Bırakın sevdiklerimi, sevgilim gibi bile düşünemeyebilirim ben. Tabii ki sevgilim de benim gibi düşünmez.

Ama ne yazık ki, Türk demokrasisi sisteminde aile oyu, sülale oyu, aşiret oyu gibi bireysel düşünceyi silip atan kavramlar vardır…

 

Neyse, kampanyayı açan tanıdığım, yazar, çizer, bilim insanı isimler ilgimi çekti ama kampanya ilgimi çekmedi; gereksiz buldum.

Bizim yani Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarının özür dilemesini gerektirecek bir durum yoktu bana göre…

Çünkü, çok acı olayların, ne yazık ki yaşandığı 1915 yılı, Osmanlı devletinin son dönemleridir. Cumhuriyet, Osmanlı devletini yıkarak kurulmuştur.

Osmanlıların günahlarını omuzlarında taşımak durumunda değildir Cumhuriyet Türkiye’si…

 

Özür dilemesi gereken birileri varsa o da Ermenistan devletidir.

Çünkü o devletin bilgisi içinde var olan ASALA terör örgütü, Cumhuriyet Türkiye’sinin diplomatlarını katletmiştir.

 

Dikkat buyurun lütfen “Ermenistan devletidir” diyorum; Ermenilerdir demiyorum… Ermeni halkının bir suçu olmadığı gibi bu olaylarda, Türk halkının da bir suçu yoktur 1915 olaylarında…

 

İmza kampanyası açanları duyup okuyunca, olaya biraz da ironik yaklaşıp olaya, “ne bu ya, bunlar kendini halâ Osmanlı aydını mı sanıyorlar?” diye gülümseyip geçtim…

 

Ama, MHP Lideri Devlet Bahçeli’nin söylemi tüylerimi diken diken etti.

“Ben bu insanların bu ülkede varlığından utanıyorum” diyordu Devlet Bahçeli.

Ben Bahçeli’yi ciddi, vakur, aklı başında konuşan bir siyasetçi olarak görmüştüm hep. Hatta partisi içindeki çeteci, mafyacı unsurları temizlemeye özen göstererek, partisini marjinal sağ, aşırı milliyetçi bir görünümden uzaklaştırarak, demokratik sistem içinde orta sağ bir çizgiye çekmeye çalıştığını görüyordum.

 

Fakat bu olaydaki “varlıklarından utanıyorum” söylemi, beni derinden düşündürmeye başladı. Çünkü, “varlıklarından utanıyorum” demek, “elime fırsat geçtiğinde, onların varlığına son vereceğim” demenin ip ucudur.

 

Bu topraklar üzerinde, kimsenin kimseyi fazladan görüp, varlığına son verme hakkı yoktur. Olmamalıdır. Bu söylem çok tehlikeli bir savaş söylemidir.

Kampanyaya karşı olan benim atalarım da, kampanyaya katılanların ataları da, onların varlığından utandığını söyleyen Bahçelilerin ataları da bu ülkenin kurtuluşu uğruna kan döküp can verdiler…

 

Tamam, görüşlerine katılmayabiliriz, tamamen zıttını düşünebiliriz ama düşüncelerinden dolayı, kimsenin varlığına son vermek istemeyi dile getirme hakkımız olamaz.

 

Yahudi ırkının varlığını çok gören, onları Almanya’da yok etmeye kalkan faşist Hitler’in acı sonunu yazan tarihin mürekkebi kurumadı daha…

Ekleyin:: Add to your del.icio.us del.icio.us | Digg this story Digg

Yorumlar (0 Yorum Eklendi):

Yorumunuzu Ekleyin comment

Lütfen resimde gördüğünüz kodu giriniz:

  • email Arkadaşına gönder
  • print Çıktı al
  • Plain text Sadece Yazı
Etiketler
Etiket eklenmemiş
Bu haber için oy ver
0
Powered by Vivvo CMS v4.0