Ana Sayfa | Köşe Yazıları | KİM KAZANACAK
Poll: ANKET
Yeni Sitemiz

KİM KAZANACAK

Yazı Tipi Boyutu: Decrease font Enlarge font
                                         KİM KAZANACAK                       29 Mart seçimlerinde kim kazanır sorusundan ziyade, esasen merak edilen kimin kazanması gerektiğidir. Doğru cevap şıkkı olarak pek çok kişinin ‘halk’ cevabını vereceğini ama onların bile bu şekilde kendileriyle gerçekte çelişkiye düşeceklerini biliyorum. Evet, halkın kazanması doğru seçenektir. Ancak sorun, halkın kazanmasının aday ve parti ile uyuşmasına bağlıdır. Yani halk kazanınca parti ve aday aynı anda kazanabiliyorsa bu iş tamamdır.                                                                                                                                                                           Bu üç saç ayağı işin doğruluk formülüdür. Ancak gerçekte böyle mi oluyor? Bunun cevabını yine en iyi sizler vereceksiniz. Halkın içinden biri olarak sizlerin tercihi, partinizin adayı ile kesişiyorsa problem yok ya da partinizin tercihini değil de kendi tercihinizi özgür iradenizle inandığınız adaya veriyorsanız orada da problem yok. Ama eğer, “Partimin bildiği bir şey vardır” deyip körü körüne seçiyorsanız, o zaman büyük bir çelişki vardır, seçime gerek kalmaz.Peki ama doğru aday kim? Bu soruya da lütfen inandığınız doğruluk ölçüsü ile değil, sonuçta vereceğiniz oya göre cevap verin. İyi bir eğitim, kariyer, iletişim, çevre, dürüstlük, ehil olmak, tecrübe, şeffaflık, çalışkanlık, adil olmak, sevgi, inanç, vizyon , karizma tamam. Bunlar doğru seçimin ipuçları. Peki, ama ya farklı olursa. Oyunuzu bu doğruları bir yana bırakıp yine de verir misiniz? Bu çok büyük sorundur. Bunun vebalini üstleniyorsanız sorun yok. Bunu yapıyorsanız kendinizle ve doğrularla çelişki içindesiniz diyebilirim. O durumda Sonuçlarına katlanırsınız. Adayı afiş veya gazetelerdeki resmi ile ya da size empoze edilen ön yargı ve fikirlerle değil, bizzat dinleyerek, duyarak, konuşarak hatta dokunarak değerlendirin. Sorun ona merak ettiklerinizi. Sonra gözlerine dikkatlice bakın. Bunu yapıp kararınızı veriyorsanız bravo size. Ve lütfen unutmayınız, siz nasılsanız başınızdaki de öyle olacaktır. Daha sonra eleştirecek olursanız, aynanın karşısına geçip aynen kendinizi eleştirebilirsiniz.Sevgili seçmen kardeşim, beş yılda bir eline geçirdiğin bu altın hakkını iyi kullan. Bu senin, halkının, komşunun, ülkenin, çocuklarının geleceğini yakından ilgilendirecek. İstişareni yaparak, inandığın değerlere inatla yürü. Unutma ki Türkiye’nin senin gibi güçlü kişilere ve doğru adaylara ihtiyacı var. İşte o zaman halkın ve hakkın kazanacağını bilmelisin. İnşallah bu seçimler böyle olur. O zaman ben değil BİZ kazanacağız.Bu haftaki öykümüze gelince;Sözüm meclisten dışarı aman sakın kimse üzerine alınmasın ve bir aklı evvel çıkıp eşek yerine mi konuluyoruz demesin sakın ha… İşte öykümüz;Günlerden bir gün, köylerden birinde, bir adamın eşeği kör kuyulardan birinin içine düşmüş. Niye düşer, nasıl düşer diye sormayın. Eşek bu, düşmüş işte. Hayvancık saatlerce acı içinde kıvranmış, anırmış, sesini duyurmaya çalışmış. Derken eşeğin sahibi gelmiş kuyunun başına.Bakmış zavallı eşek kuyunun dibinde melül mahzun bakınıyor. Üstelik de yaralı. Bir hal çaresi düşünürken bir koşu gidip köylüleri yardıma çağırmak gelmiş aklına.Ne yapsak, ne etsek de şu eşeği kuyudan çıkarsak derken, bakmışlar ki hayvan zaten yaralı, belki de kırık çıkığı da var, çok acı çektiği de belli, artık kurtarılsa da işe yaramaz düşüncesiyle çıkarmaktan vazgeçmişler ve üzerini toprakla doldurmaya karar vermişler. Herkes eline geçirebildiği ne varsa başlamışlar kuyuyu toprakla doldurmaya.Zavallı hayvan, üzerine gelen toprakları her seferinde silkinerek üzerinden atmış. Onlar yukarıdan atmış, eşek silkelenerek her defasında toprağı altına almış.Derken, ayaklarının altına aldığı toprak sayesinde her defasında biraz daha yükselmiş ve giderek yukarıya çıkmaya başlamış eşek. Köylüler de şaşırmışlar hayvanın giderek yükselmesine. Onlar atmış eşek yükselmiş derken neticede hayvan yukarıya çıkmayı başarmış.Bu hikâyeyi daha önce duymamıştım. Bu hikâyeyi bana gönderen okuyucumuz altına şöyle bir not düşmüş: “Hayat, bazen bizim de üzerimize abanır. Üstümüzü toz toprakla örtmeye çalışanlar çok olur. Bunlarla baş etmenin tek yolu sızlanmak değil, düşünüp silkinmek ve kurtulmaktır. Aydınlığa bir adım daha yaklaşmaktır. Kör kuyuda olsak bile!”Mutlu ve aydınlık yarınlara
Ekleyin:: Add to your del.icio.us del.icio.us | Digg this story Digg

Yorumlar (0 Yorum Eklendi):

Yorumunuzu Ekleyin comment

Lütfen resimde gördüğünüz kodu giriniz:

  • email Arkadaşına gönder
  • print Çıktı al
  • Plain text Sadece Yazı
Etiketler
Etiket eklenmemiş
Bu haber için oy ver
0
Powered by Vivvo CMS v4.0