Gun fm: Bu Memleket Bizim Bu Memleket Bizim ================================================================================ Faruk on 23 February, 2010 09:17:00 Son günlerde ülkemizde yaşanan olaylar hepimizi bir şekilde etkiliyor. Meydana gelen gelişmelere herkes kendi cephesinden ancak kaygılı bakıyor. Gitgide her meseleye iki farklı yargıyla yaklaşan bir toplum olduk. Ya destek veriyoruz ya da karşı duruyoruz. Üçüncü bir bakış açısına sanki tahammülümüz yok. Oysa her meselenin birde üçüncü boyutu vardır. Yargıda yaşananlara iktidar cephesinden bakanlar yargıyı suçlarken, iktidar karşıtları yargıyı haklı buluyorlar. Sanki meselelere objektif yaklaşabilmeyi kaybettik. Basının bile yandaş ve yandaş olmayan diye ikiye ayrıldığı günleri yaşıyoruz. Bu ikilik niye? Yıllarca omuz omuza, kardeşlik ortamında yaşamış bir millet olan bizleri bu hale hangi sebepler getirdi? Bu ayrımın nedenleri üzerinde durmalıyız. Birbirimizi dinlemeli, anlamaya çalışmalı ve temel ayrımların neler olduğunu fark etmeliyiz. Hepimiz her şeyin yolunda olduğu bir ülke istiyoruz. Bu istek hepimizin ortak amacı. Ancak bu amaca bizi götüren yollar farklı. Farklılıkları bir potada eritebilmeyi sanırım yapamıyoruz. Aslında bunun için kafa yormalıyız. Herkesin huzurlu bir ülke istemesinden bu kadar huzursuzluk verici gelişme meydana gelmesi ilginç değil mi? Bir yerde bir yanlış var mutlaka. Bu yanlışın ne olduğunu bulmalıyız. Bizi biz yapan değerlere yeniden sarılabilmeliyiz. Farklılıkları zenginlik saymayı hatırlamalı ve ayrılıklara vurgu yapmaktan uzak durmalıyız. Bizim ne kadar hakkımız varsa bir başkasının da aynı haklara sahip olduğunu unutmamalıyız. Kendi savunduğumuz fikrin en üstün fikir, karşıt düşünceyi savunanların ise işe yaramaz fikirler ürettikleri düşüncesinden uzaklaşabilmeliyiz. Savunmadığımız düşünceyi demokratik kurallar ışığında eleştirebilmeyi öğrenmemiz gerekiyor. Daha pek çok öneri sıralayabiliriz. Sözün özü ikilikleri bitirmeli, ben değil biz olabilmeliyiz. Ülkemizi yönetenlerin de verdikleri mesajlarda ayrımcılıktan, ikilik yaratıcı sözlerden uzak durmaları çok önemli. Bir gün ayrımcılık yapmadan, ikilik yaratmadan yaşayabilsek belki de o aradığımız huzuru bulacağız. Başbakan’ın muhalefet liderlerine yüklenmediği, muhalefetin aynı tondan yanıt vermediği, kurumların birbirlerine taş atmadığı bir gün yaşayabilsek her şeyin yoluna girdiğini fark edeceğiz. Elbette ki fikir uyuşmazlıkları, farklı bakış açıları olacak. Ancak bunları birbirini reddeder boyutuna taşımadan, demokrasinin zenginliği olarak görerek aşabiliriz. Son günlerde kendimize olan inancımızı da kaybettik sanki. Büyük bir yılgınlıkla, ne yaptığımızın çok farkında olmadan yaşayıp gidiyoruz. Bunu alışkanlık haline getirmeden silkinip, kendimize gelmeliyiz. Biz bu değiliz. İnsanlarımız mutlu ve huzurlu olabildiğinde, kendine inandığında önümüzde hiçbir güç duramayacaktır. Dış güçlerin isteklerinin gerçekleşmesine izin vermeyelim. Önce kendimize inanalım ki ardından başarı gelsin. Dünyaya gerektiğinde nasıl tek yumruk olabildiğimizi gösterelim. Çözüm aslında kendimizde. Yeter ki bunu fark edebilelim. Büyük şair Nazım Hikmet’in dizeleriyle veda ediyorum. Dörtnala gelip Uzak Asya'dan Akdenize bir kısrak başı gibi uzanan Bu memleket bizim! Bilekler kan içinde, dişler kenetli ayaklar çıplak Ve ipek bir halıya benzeyen toprak Bu cehennem, bu cennet bizim! Kapansın el kapıları bir daha açılmasın yok edin insanın insana kulluğunu Bu davet bizim! Yaşamak bir ağaç gibi tek ve hür Ve bir orman gibi kardeşçesine Bu hasret bizim!