• DOLAR
    $2.939,2300
    ( ₺1,63 )
  • EURO
    $0,9281
    %0,30
  • ALTIN
    $42.285,9300
    %0,33
  • BIST
    93,2495
    ( ₺0,04 )
Çınar Arakan için bildiri sundu

Çınar Arakan için bildiri sundu

Gün FM’de yayınlanan Gündem programına Bilge Spor Tam Gelişim Derneği Başkanı ve Araştırmacı Yazar Ferhan Çınar konuk olarak katıldı. Çınar, HEGEM Şiddetle Mücadele Vakfı tarafından Samsun’da düzenlenen Uluslararası bir kongrede, Arakan’lı Müslümanların yaşadığı soykırıma dikkat çekmek amacıyla “Arakandaki Müslümanlarda yaşanan sosyal travmaya uzaktan bir bakış” başlıklı bildirisi hakkında konuştu. Bildirisinin, “Zorunlu Göçler ve Doğurduğu Sosyal […]

Gün FM’de yayınlanan Gündem programına Bilge Spor Tam Gelişim Derneği Başkanı ve Araştırmacı Yazar Ferhan Çınar konuk olarak katıldı. Çınar, HEGEM Şiddetle Mücadele Vakfı tarafından Samsun’da düzenlenen Uluslararası bir kongrede, Arakan’lı Müslümanların yaşadığı soykırıma dikkat çekmek amacıyla “Arakandaki Müslümanlarda yaşanan sosyal travmaya uzaktan bir bakış” başlıklı bildirisi hakkında konuştu.
Bildirisinin, “Zorunlu Göçler ve Doğurduğu Sosyal Travmalar” isimli uluslararası kitabın bölümü olarak basıldığını söyleyen Çınar; “Onlara mesafe olarak uzak olmamıza rağmen, Balkan Savaşları ve Hicaz Demiryolu yapımında aralarında para ve altın toplayarak bize destek olduklarını hatırlayıp, aynı dine mensup, vicdan ve merhamet sahibi bir milletin fertleri olarak yalnız ve çaresiz olmadıklarını hissettirmek ve en acil ihtiyaçları olan moral desteği sunmak için bizlere çok iş düşüyor” diye konuştu.
Tarihsel süreç anlatıldı
Halkımızın; Arakan Halkı, tarihi ve coğrafi konumu hakkında çok da bilgi sahibi olmadığını belirten Çınar, “Arakan; Asya Kıtasında Bangladeş, Hindistan, Çin, Laos ve Tayland’a sınır komşusu olan Myanmar’ın zengin yeraltı ve yerüstü kaynaklara sahip, stratejik bir konumda olan bölgesidir. Arakan’ın gerçek sahibi, tarih öncesi çağlardan beri orada yaşamış olan yerli halkla beraber VII. Yüzyıldan itibaren bölgeye yerleşen Arap, Çin, Hint, Bengal, Türk ve Moğolların oluşturduğu büyük bir Müslüman nüfusu teşkil eden Rohingyalardır. 1430’da Süleyman Şah tarafından kurulan Arakan İslam Sultanlığı, dört asra yakın hüküm sürmüş ve halk, tarihinin en müreffeh ve barışçıl dönemini yaşamıştır. 1784’de İslam Devletinin yıkılmasıyla Budistler tarafından Rohingyalara karşı uygulanmaya başlanan zulüm ve soykırım, İngilizlerin hâkimiyeti ile şekil değiştirip sömürme ve köleleştirme olarak kendini göstermiştir. 1942’de İngilizlerin, bölgeden çekilip Burma’nın bağımsızlığını ilan etmesi, sonu gelmeyecek acı, ölüm, gözyaşı ve soykırım nedeniyle zorunlu kaçış ve bitmeyen travmanın başlangıcı olmuştur” şeklinde değerlendirmede bulundu.
“En güçlü çağrı, Cumhurbaşkanımız tarafından yapıldı”
Konuyla ilgili açıklamalarını sürdüren Çınar, “Müslümanların güçlenerek eski muktedir hallerine geri dönecekleri ihtimalini düşünüp o bölgeyi terk etmek zorunda kalacakları korkusuyla her geçen yıl baskı ve zulümlerini artıran Budistler, Burma Devletinin aleni desteğiyle yüz binlerce Rohingyalı Müslümanı yakarak ve işkencelerle öldürmüş, sayıları milyonla ifade edilen kişileri de sonu belli olmayan göçe zorlamıştır. Nüfusu 4,5 milyon olduğu bilinen Arakan’lı Müslümanların 1 milyon civarında kalmış olması bu durumu doğrulamaktadır. Myanmar Devletinin Budistler aracılığı ile yaptığı soykırım bugün de devam etmekte. Müslümanlar Arakan’daki toplama kamplarında ve göç etmek zorunda kaldıkları ülkelerde kötü koşullar, açlık, yoksulluk ve hastalıklarla mücadele ederek, kendilerini sessizce izleyen dünyaya karşı güven duygularını ve ümitlerini yitirmiş vaziyette travma ve korku içinde ölümü beklemektedirler. Son yıllarda dünya gündeminde daha çok yer bulan Arakan’daki soykırım haberleri, maalesef İslam devletleri ve tüm dünya tarafından birkaç küçük kınamayla geçiştirilmektedir. En güçlü çağrı, Cumhurbaşkanımız tarafından yapılmış, çözüme yönelik ilk adımlar, Türkiye Cumhuriyeti yönetimi ve STK’ larca atılmıştır. Bu araştırmayı yapmaktaki amacımız, Bir Sivil Toplum Kuruluşu olarak insanlık adına tutumumuzu açıklayarak safımızı belirginleştirmektir. Bu tutumumuzun bizi insan olma yolunda güçlü kılacağına ve toplumsal sorumluluklarımızı bir nebze de olsa yerine getirmiş olmanın huzuruna ulaştıracağına inanıyoruz. Ayrıca bu konuya kadın hassasiyeti ve annelik şefkati ile yaklaşmış olmamız, araştırmadaki motivasyonumuza katkı sağlamıştır” diye konuştu.

Sosyal Medyada Paylaşın:

BİRDE BUNLARA BAKIN

Yorumlara Kapalıdır