• DOLAR
    $4.525,4700
  • EURO
    $0,9721
  • ALTIN
    $56.620,0100
  • BIST
    96,0083
GURURLANMA PADİŞAHIM

GURURLANMA PADİŞAHIM

Yak gitsin dünyayı. Sat anasını satayım bu dünyayı. Neyine aldanıp, bunca pisliğin içinde debelenip dururlar bazıları küçücük dünyamda beynim almıyor. “Bana sakın kul hakkıyla gelme!” diyor. Allah, böyle diyor. Hâşâ! Ben demiyorum.   *          *          *          *          *   O, atlar, katlarına güvenenlere, O, altındaki dört çekerlere, O, ceplerindeki dolarlara güvenenlere, O, bu günkü oturduğu […]

Yak gitsin dünyayı.

Sat anasını satayım bu dünyayı.

Neyine aldanıp, bunca pisliğin içinde debelenip dururlar bazıları küçücük dünyamda beynim almıyor.

“Bana sakın kul hakkıyla gelme!” diyor.

Allah, böyle diyor.

Hâşâ! Ben demiyorum.

 

*          *          *          *          *

 

O, atlar, katlarına güvenenlere,

O, altındaki dört çekerlere,

O, ceplerindeki dolarlara güvenenlere,

O, bu günkü oturduğu koltuğa, yatına, katına güvenip böbürlenenlere,

Öbür tarafa bir şey götüremediklerini hatırlatmam gerekiyor.

 

*          *          *          *          *

 

Selçuklu geleneğidir.

Osmanlıda da devam ettirilmiştir.

Her Şah!

Her Padişah,

Ben sağım ve selametteyim,

Devletimin başındayım deyi!

Sarayından çıkıp erkânıyla Cuma namazına gider.

Halkın arasından geçer ve onları selamlar.

Bu işe, bu kısa yolculuğa Cuma selamlığı diyoruz.

Yoldan geçerken, bağıran bir grup insan vardır.

“Mağrurlanma padişahım, senden büyük Allah var!

Birileri bu günlerde kendine bir gruba bağırtmalı ve gururu, kibri belki şifa bulur da iyileşir.

 

*          *          *          *          *

 

Küstürdün gönlümü güldürmedin

Baharım güz oldu, yazım kış oldu

Gönlüme yârimi bulduramadın

Baharım güz oldu, yazım kış oldu…

 

Böyle demiş, kim demişse iyi de demiş.

Umutlar bir şem gibi sönmek üzere.

Yine umutsuz, yine karalar içinde yürümeye başladık.

Şair ne demiş, işgal yıllarında; ‘Şairleri susmuş bir millet, bülbülleri ölmüş öksüz vatan gibidir’

Konuşan beri gelsin.

 

*          *          *          *          *

 

Hani hatırlayacaksınız!

Bir zamanlar hep bir ağızdan bağırırlardı: ‘Susma, sustukça sıra sana gelecek!..’

Biz konuşan Türkiye’den yana olduk hep. Susan bir ülke istemiyoruz.

Biraz yürek, biraz cesaret.

‘Yanlışa dur demek, Allah’ın emridir’

Riyakârlığa gerek yok.

 

*          *          *          *          *

 

Temel ile Fadime dağda giderken, önlerini eşkıyalar keser. Eşkıyanın başı, Fadime’ye sorar: ‘Senin adın nedir, söyle bakalım’, ‘Fadime’ der. ‘Uy!’ der eşkıya başı, ‘Benim anamın adı da Fadime’dir. Sen geç bakayım. Sana dokunmayacağım’ diye devam eder. Sıra Temel’e gelmiştir. ‘Ula uşağım senin adın nedir?’ diye sorar. Temel yutkunur, yutkunur ve ‘Ben doğduğumda adımı Temel koymuşlar, ancak köyde bazen bana da Fadime diyorlar’ der.

 

*          *          *          *          *

Allah aşkına Fadimeleşmeyin.

Dik duralım.

Zülüfler dökülmez.

 

Sosyal Medyada Paylaşın:

BİRDE BUNLARA BAKIN

Yorumlara Kapalıdır