• DOLAR
    $1.316,1400
    ( ₺1,21 )
  • EURO
    $0,2694
    %0,23
  • ALTIN
    $32.071,0000
    %0,27
  • BIST
    90,3767
    ( ₺0,01 )
HUKUKÇU OLAMADIM, OLSAYDIM… HANEFİ AVCI VE SİMONLARI…

HUKUKÇU OLAMADIM, OLSAYDIM… HANEFİ AVCI VE SİMONLARI…

Hayattan ne umduk, ne bulduk? Hepimiz bir şeyler bekledik. Çoğumuz kırılmış, yok olmuş hayaller mezarlığı gibiyiz. Türkiye gibi gelişmekte olan ülkelerde kimin ne olacağı bilinmiyor. Çok zeki ve çalışkan insanların hamal, berber çırağı gibi hiçte ilgisi olmayanların mafya ayaklarıyla ne kadar zenginleştiklerini, tezgâhtarlıktan 17 otel patronluğuna nasıl ulaştıklarına artık şaşırmıyorum. Bazıları hayatla hep, ‘hepyek’ bazıları […]

Hayattan ne umduk, ne bulduk?

Hepimiz bir şeyler bekledik. Çoğumuz kırılmış, yok olmuş hayaller mezarlığı gibiyiz.

Türkiye gibi gelişmekte olan ülkelerde kimin ne olacağı bilinmiyor. Çok zeki ve çalışkan insanların hamal, berber çırağı gibi hiçte ilgisi olmayanların mafya ayaklarıyla ne kadar zenginleştiklerini, tezgâhtarlıktan 17 otel patronluğuna nasıl ulaştıklarına artık şaşırmıyorum.

Bazıları hayatla hep, ‘hepyek’ bazıları hep, ‘düşeş’ atarlar. Yasalardaki boşluklar, haksız unvanlar, bazı politikacılar da arkalarından bu, beş para etmez adamları yepeler.  Fizik âlimi aç, mafya babaları, rantçılar, üçkâğıtçılar da ciplerde gezerler. Dolarları çuvallara, artanını ayakkabı kutularına doldururlar.

*          *          *          *          *

 

Bir zamanlar!

Adalet en güvendiğim kurumlardandı.

Askere, orduya, o mübarek peygamber mesleğine hep saygı duydum.

Hatta Harp Okulu sınavlarına iki kez katıldım. (1967) Nasip değilmiş, olmadı.

Sonra; Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi’ne yazıldım ve bir süre devam ettim. Üçüncü sınıfa kadar geldim.

Yanmayacak ocağa çıra kütüğü dayasan, yazmazmış. Bahtımız olaylar nedeniyle 1970’de orada kapandı.

Kaldık öğretmenlikte. Şükür emekli olduk.

Hâkim ve Savcı olabilseydim ki idealim oydu. İyi bir Cumhuriyet Savcısı olurdum. Hâkim olsaydım adalet terazisini hep düzgün tutacaktım. O da olmadı.

*          *          *          *          *

 

Yıllar sonra, hukuk yaladık ya! İtimadımız sonsuz.

Gün geldi.

Komşuyla çıkardıkları gürültüler yüzünden kavga ettik. Adam hem suçlu, hem güçlü.

Biz şikâyetçiyken, haklıyken, Hâkim bizi dinlemeyince suçlu olduk.

Hâkim, kapıdaki komşu kavgasından bir şeyler çıkarmaya çalışarak, beni gösterip; ‘Bu adam yatak odanıza da girdi mi?’ diye sordu ve adam şaşırdı ve ‘Hayır’ dedi.

Evet, girdi dese on yıl yatmıştık. Hayatın gerçeği buydu. Hayat, böyle pamuk ipliğine bağlı olmamalıydı bu ülkede.

Adalete ve yargıya o gün itimadım sarsılmaya başlamıştı. Bugün daha da arttı ve artık yargının bağımsızlığı en çok tartışılan konu haline geldi.

*          *          *          *          *

 

Geç kaldım.

Haliçteki Simonları okumada geç kaldım.

Hanefi Avcı’nın yazdığı bu kitap bir Türkiye gerçeği.

İnsan haklıyken nasıl suçlu duruma düşürülür. Kitap örneklerle dolu.

Sayfa 54, 55, 56 ve 57’yi lütfen dikkatle okuyun.

İlin birinde mafya bozuntusu bir dam, her türlü naneyi yemekte ama halk korktuğu için bir türlü yakalanamamakta. Yaralama, gasp, adam dövme, kaçırma, tabancayla ateş etme, ev basma, kurşunlama gibi bir sürü suçtan aranmakta.

Mafya bozuntusu, mahallede bir kadına girip çıkmakta, liselilerden üç kafadar da olayları izlemektedir.

Parmağında yüzükler, kolunda bileklik, boynunda altın kolyeler ve belinde tabancayla bir akşam yine o kadının evine girer.

Evden çıkınca bir daha mahalleye gelmesin diye gençler adamı dövmeye kalkınca, mafya tabancasını ateşler ve iki genci ayaklarından vurur. Polis mafyayı tutuklar ve hapse atar. Bir hafta, on gün sonra mahkeme onca sabıkası olan adamı serbest bırakır.

Hanefi Avcı, Adliyede çay, kahve içen adamı ileri gelenlerin yanında görünce hayretle, ‘nasıl çıktın’ diye sorar.

Yaralayamadığı genç, Adliyeye gider, pişmanlık ifadesi verirken, ‘Biz adamı soyacak, üzerindeki paraları, altın ve kolyeleri alacaktık. Bu amaçla tabanca bulduk’ diye ifade verir. Çocukların pahalı tabanca almaları hayaldir.

Hâkim bunun yanlış olduğunu bildiği halde, yaralanan iki çocuğu da içeri atar. Mafya dışarı çıkar. Çocuklar yaralama ve gasptan hayli ceza alırlar.

*          *          *          *          *

 

Kumpasa karışanlar…

Polis, Hâkim, Savcı, her kimse…

Ne canlar yaktılar, biliyorsunuz. Dünyadan umudum kalmadı da bunun hesabını mahşerde nasıl verirler, bilemem. Şurası bir gerçek ki çok acı çekeceklerdir.

Kutsal meslekler çamurdan derhal temizlenmelidir.

Ancak bu bakanla mı diye sormak gerekiyor.

 

Sosyal Medyada Paylaşın:
İlginizi Çekebilir

BİRDE BUNLARA BAKIN

Yorumlara Kapalıdır