• DOLAR
    $4.344,6500
  • EURO
    $0,8317
  • ALTIN
    $50.942,0900
  • BIST
    96,2575
KÖYDEKİ GİTAR KONÇERTOSU VE EŞKİYALI YILLAR

KÖYDEKİ GİTAR KONÇERTOSU VE EŞKİYALI YILLAR

Henüz 8–9 yaşlarındaydım. Evinde radyosu olan pek nadir ailelerden birinde büyüdüm. Sandık gibi kasalar içine konmuş, yanında bir sürü kabloları ve yine kutu kutu bataryaları olan acayip şeylerdi. Ben, babam ya da annem kıra, bayıra gitseler, onların, ‘aman radyoyu kurcalama’ tembihlerine rağmen, onlar gelinceye kadar başımı radyoya dayayıp radyo dinlerdim. Türküler veya Sanat Müziği kadar […]

Henüz 8–9 yaşlarındaydım. Evinde radyosu olan pek nadir ailelerden birinde büyüdüm. Sandık gibi kasalar içine konmuş, yanında bir sürü kabloları ve yine kutu kutu bataryaları olan acayip şeylerdi.
Ben, babam ya da annem kıra, bayıra gitseler, onların, ‘aman radyoyu kurcalama’ tembihlerine rağmen, onlar gelinceye kadar başımı radyoya dayayıp radyo dinlerdim.
Türküler veya Sanat Müziği kadar da batı müziği formunda eserler çalarlardı.
Benim radyo tutkum bundan yaklaşık 60 sene öncesine dayanır.
Halk o kadar fakirdi ki…
Çoğu arkadaşım okula bitli gelirdi.
Her gün bit muayenesi yapılır, öğretmen çocuklara ve ailelerine temizlenmelerini tembih ederdi. Ancak nafile…
Ortada ne sabun vardı, ne de deterjan. O yıllarda çamaşırlar kille veya külle yıkanır, sabun ancak yıkanmada kullanılırdı.
Gaz lambası çoğu evde yoktu. Gaz lambası yerine başka yağlı kandiller yakarak aydınlanılırdı.
İnsanlar mutlu muydu, bilmiyorum ama hayattan bugünkünden daha az şikâyet ederlerdi.
Çarıklar, yamatılan lastik ayakkabılar, Suriye ceketi ya da pek azındaki kalın, geniş yakalı paltolar içinde, azgın çamurlu, karanlık sokaklarda yaşamalarına rağmen pek rahatsız görünmezlerdi.
Yıldan yıla kaldırılan ve aylarca süren harmandan elde edilen, pazarda satılan buğdaylar, yıldan yıla belki alınan bir iki don, gömlek, yeni bir ayakkabı onları mutlu etmeye yeterdi.
İnsanlar gurbetçiydi.
Benim babam esnaf olduğu için gurbete ırgatlığa gitmezdi.
Biz evinde soba da bulunan ender ailelerdendik, radyo gibi.
Karakoldan, yani Jandarmanın adı karakoldu, çok korkardık. Jandarmalar gelirken onlara karakollar geliyor diye kaçardık. Çünkü onlar o yıllarda başlı başına kelle kesendi.
Bizim köyümüz, etraf küçük köylerin ortasında olduğu için, devlet ta! Osmanlı zamanında, köyün ortasına ilk kiremitli binayı karakol olarak dikmişti.
Çölovası.
Bugün adı Gülovası oldu ya!
1960’dan önce, çok daha büyük bir açlık, yokluk, sefalet o koca ovada bulunan onlarca köyde daha yoğun bir şekilde yaşanıyor ve bu yüzden öldürmeler, kaçırmalar, soygunlar daha çok oluyordu.
O yüzden çoğu dağa çıkıp eşkıyalığı boyluyordu.
Eşkıyaları takip için atlı, atlı da değil kadanalı, bazen de cemselerle yüzlerce jandarma köyü basar, evleri, dükkânları, samanlıkları, ahırları, buğday çuvallarına kadar didik didik arar, kimilerini ite kaka, bazen döverek karakola götürüp aç susuz vaziyette günlerce bırakmazlardı.
El hâsıl uzun haftalar, bu olaylar hepimizin ağzının tadını kaçırır, günlerce yenen dayaklar, ayağa kalkamayan çobanların, muhtarların hikâyeleri anlatılırdı.
Sonra Çölovası bataklıktan kurtuldu. Sıtma, verem azaldı. Ova sulandı, çoğu yurt dışına gitti, ulaşım çoğaldı, ekonomi canlandı derken şimdi gelişmiş bir bölge oldu.
O sıkıntılar ruhumda öylesine yer etmiş ki… Çocuk yaşta bir gün Rodrigo’nun gitar konçertosunu dinledim. Dinledikçe ruhumun derinliklerine işlediğini fark ettim.
Anamın, babamın, dedemin, Karacaoğlan’ın, Dadaloğlu’nun, Pir Sultan’ın, Aşık Veysel’in türküleri yanına birde adını bile telaffuz edemediğim Rodrigo tutkusu eklendi.
Sonra ömür boyu, bu içli, ızdıraplı müziğin benim için tutku haline geleceğini bilemezdim.
Ne zaman canım sıkılsa, ne zaman içim daralsa, moralim bozulsa, birilerinden kaçmak, tek başıma kalmak istesem eskiden bantları vardı, teypten dinlerdim onu. Şimdi internetten Rodrigo’yu dinliyorum.
Ve aklıma hep o radyoda Rodrigo’yu dinlediğim yokluk yılları gelir.
Artık bizim oralarda eşkıyalık, bizim kuşak arasında acı birer hatıra olarak anılır oldu.
Şimdi eşkıya büyük şehirlerde, düze indi. Doğu ve Güney Doğu’da at koşturuyor. Hemde binlerce militanıyla…

Sosyal Medyada Paylaşın:

BİRDE BUNLARA BAKIN

Yorumlara Kapalıdır