• Orman ve Su İşleri Bakanı, Adalet ve Kalkınma Partisi Afyonkarahisar Milletvekili Veysel Eroğlu
    Orman ve Su İşleri Bakanı, Adalet ve Kalkınma Partisi Afyonkarahisar Milletvekili Veysel Eroğlu
  • CHP Genel Başkanı Sayın Kemal Kılıçdaroğlu
    CHP Genel Başkanı Sayın Kemal Kılıçdaroğlu
  • CHP Genel Başkanı Sayın Kemal Kılıçdaroğlu
    CHP Genel Başkanı Sayın Kemal Kılıçdaroğlu
  • CHP Genel Sekreteri Gürsel Tekin
    CHP Genel Sekreteri Gürsel Tekin
  • Gün Fm Ziyaretler
    Gün Fm Ziyaretler
  • Her Cumartesi Gün FM’de yayınlanan Basın Odası
    Her Cumartesi Gün FM’de yayınlanan Basın Odası
  • Sağlıklı yaşam merkezi çalışanları Gün FM’de
    Sağlıklı yaşam merkezi çalışanları Gün FM’de
  • Şuhut Belediye Başkanı Recep Bozkurt
    Şuhut Belediye Başkanı Recep Bozkurt
  • Şuhut Kaymakamı Ferit Görükmez
    Şuhut Kaymakamı Ferit Görükmez
  • Tabip Odası Başkanı Dr. Murathan Leblebicioğlu
    Tabip Odası Başkanı Dr. Murathan Leblebicioğlu
Afyon Gün Fm 99.9
MİLLETİM ADINA EFKARLIYIM ABİLER
MİLLETİM ADINA EFKARLIYIM ABİLER
Efkarlıyım abiler! Böyle deyip ağlamaya başlar ve seyreden milyonları gözyaşına boğardı. Sadri’den, hani şu bizim Sadri Alışık’tan bahsediyorum. Gülüyoruz ağlanacak halimize. Halkın bir bölümü borç batağında. En alttaki kesim ise,...
6 Aralık 2014 11:46
Font1 Font2 Font3 Font4

Efkarlıyım abiler!
Böyle deyip ağlamaya başlar ve seyreden milyonları gözyaşına boğardı.
Sadri’den, hani şu bizim Sadri Alışık’tan bahsediyorum.
Gülüyoruz ağlanacak halimize.
Halkın bir bölümü borç batağında.
En alttaki kesim ise, bugünü atlatıp yarını göreceğinden dolayı son derece mutlu görünüyor.
Çünkü 7 parçalı ayakkabısıyla, on yıldır giydiği parçalanmış pantolonundan, ceketinden şikayeti yok. Bu kesimin traş olma, iki-üç günde bir banyo alma, kahveye gidip iki arkadaşına dört çay ısmarlama gibi bir derdi yok.
Hastalanırsa nasıl olsa devlet bedava bakıyor, ilaçlarını veriyor. Aç kalmayacak kadar gıda yardımı da yapıyor.
Böylece sosyal devlet vatandaşına görevini yapmış oluyor.
Yılın ilk on ayında bir milyona yakın sıfır araç satılmış.
Şüphesiz doğrudur.
Atıp tutacak değiller ya!
Bitmedi.
İlk on ayda 540 bin gıcır otomobil satılmış.
Breh breh!
Türkiyedeki bu olumlu tablo gözlerimi yaşartıyor.
Ne güzel değil mi?
Demek ki benim dışımda insanların gelir düzeyinde korkunç artışlar var.
Bir benim emekli maaşımla bir halt olmuyor duygusu ağır basmaya başladı.
Bankalara gidiyorsun.
İşlem yaptıran insanlarla dolup taşıyor.
Ve maalesef bunların çoğu mevduat açtırmıyor, durmadan borç ödüyorlar.
Kredi kartı ukalalığı yapmayacağım.
Oraya hiç girmeyelim.
Milyonlarca insanın yine milyonlarca kredi kartı borcu var ve borçlar dönmüyor.
Bankalar ödenmeyen kredi kartlarından dolayı son derece memnunlar.
Çünkü faizler tıkır tıkır işliyor.
Hem de kredi faizlerinin iki üç katı fazlasıyla.
Evet;
Ev ve otomobil satışlarında patlama yaşanıyormuş.
Patlamanın hiçbirinin ardından ne geleceğini kimse bilemez.
Şüphe yok ki,iyi şeyler gelmeyecek.
Efkarlıyım abiler! diye ağlıyor ve ağlatıyordu Sadri Alışık abimiz.
Bu günlerde bizde mi aynı türküyü çığırıyoruz?
Hastanelere,dispanserlere, sağlık ocaklarına, özel klinik veya hastanelere varıyorum.
Ağzına kadar dolu.
İnsanlar kuyrukta.
Kiminin başı, kiminin midesi, dizi, beli, safra kesesi harap.
Kimikalpten, kimi şekerden.
Ne yazık ki hiç neşeden doktora gidip, çekap yaptıranı görmedim.
Hastayız hasta.
Millet olarak hastayız.
Dünyada en çok ilaç tüketen toplumlardan biri olmuşuz.
Ölüm kapımızda sanki.
Haplara, şuruplara, ameliyatlara mahkum olmuşuz.
Bir de doktora gitmeyen görünürde ağrıyan bir yeri olmayan bireyler var.
Sağlıklı görünüpte çoktan sağlığını, akıl ve ruh sağlığını yitirmiş insanlar…
Bunların çoğunu bilmiyoruz.
Bunlar yanımızda, yöremizde, içimizde yaşıyorlar.
Niye suç dosyalarımız, soygun, hırsızlık, yaralama, öldürme, boşanma, uyuşturucuların tüketimi bunca artmıştır?
Bir düşünün…Bunlar hastanedeki hastalardan daha zordalar.
Türkiye, yüzlerce sebeple sağlığını yitirmiş bir toplum haline geldi.
Koruyucu hekimlik ülkede ne iş yapar bilmem.
Her mahallenin bir delisivardır ya! Bizim mahallenin de kadrolu bir delisi var.
Her gün, 24 saat iki nokta arasında, durmadan ama hiç durmadan yüksek sesle yürüyerek biriyle tartışıyor.
İçim parçalanıyor.
Kimsenin, hele devletin umurunda değil bu tür vakalar… Gidip ilgililere, götürüp tedavş altına almaları için başvurdum. İşin adli tarafı varmış. Dilekçe, sorumluluk, takip vb. gözüm korktu. Anladım ki ülkede insandan ucuz hiçbir varlık kalmamış.
Bu ülkede sağlıklı yaşayabilmek, en zor işlerden biri.
Her an bir yerde başınıza bela bulabilir yada sizi delirtecek olaylarla karşılaşabilirsiniz.
Sağlıklı bir insan akıl sağlığını birden yitirmez. Zamanla teller zayıflar, gün gelir kopar.
Bunu yıllar önce ünlü yazar Gogol, Bir Deli’nin Hatıra Defteri’nde ne de güzel anlatmıştır.
Akıl sağlığıyla ilgili bilgiler, etkenler, etmenler ve adım adım o hiçliğe nasıl yaklaştığını öğrenmek isterseniz Gogol’u okuyunuz.
Yıllar önce Yücel Çiftçi’den seyretmiştim.
Oyundan çıktığımda, saatlerce kendime gelemediğimi söylemeliyim.
Her an, herkes bu olaya hazır olmalıdır.
Olmamak içişn çareler arayıp bulunmalıdır.
Şu günlerde ise ünlü ama gerçekten saygıdeğer bir oyuncu, duayen tiyatrocu Genco Erkal bu oyunu yeniden sahneye koymuş oynuyormuş. Gücüm olsa İstanbul’a özel olarak bu oyun için giderdim.
Tiyatro toplumun aynasıdır, derler. Ne kadar doğrudur.
Bizler tiyatroya, bazen kendimizle yüzleşmeye gittiğimizin farkına bile varmayız.
Ülke nereye gidiyor?
Ülke Genco Erkal’ın oynadığı Bir Deli’nin Hatırasına doğru süratle gidiyor. Gogol haklıymış. Haklı çıktı.
Şimdi İMDAT diye bağırasım geliyor.
Yetişin yangın var.
Ülke yanıyor, görmüyor musunuz?
İstatistikler böyle diyor.
Efkarlıyım abiler, insanların adına.
Araştırmacı-Yazar böyle diyor.
Kimbilir belki…


Bu haberler ilginizi çekebilir!
Yukarı Geri Ana Sayfa