• DOLAR
    $4.344,6500
  • EURO
    $0,8317
  • ALTIN
    $50.942,0900
  • BIST
    96,2575
MUTLULUK NEDİR?

MUTLULUK NEDİR?

‘Ne zaman mutlu olursunuz?’ dedi bana bir dost. Zor bir soru. Öylesine unuttuk ki bu sözcüğün anlamını, muhtevasını, pardon içeriğini. Şaşırdım kaldım. Sonra bir şeyler geveledim. Biliyorum dostumun sorusuna doyurucu cevap veremedim. Ancak; dediğim gibi şu üç günlük dünyanın onca hengamesi içinde unutulup gitmiş bir sözcüktü mutluluk. Şehirde yaşamanın unutturduğu, gam, keder dolu günlerin getirdiklerinden […]

‘Ne zaman mutlu olursunuz?’ dedi bana bir dost.
Zor bir soru.
Öylesine unuttuk ki bu sözcüğün anlamını, muhtevasını, pardon içeriğini.
Şaşırdım kaldım. Sonra bir şeyler geveledim. Biliyorum dostumun sorusuna doyurucu cevap veremedim. Ancak; dediğim gibi şu üç günlük dünyanın onca hengamesi içinde unutulup gitmiş bir sözcüktü mutluluk.
Şehirde yaşamanın unutturduğu, gam, keder dolu günlerin getirdiklerinden çok götürdükleri yanında mutluluğu meğer unutmuşuz. Çıkmış aklımızdan, beynimizden ve yüreğimizden…
* * * * *
Çocukluğumda, evet bundan 50-60 yıl kadar önce evlerde ocak vardı. Ocakta yakacak odun, meşe vb. şeyler olmadığı için samanla karışık hayvan tersi yakılırdı. İnsanlar bununla odalarını ısıtırdı.
Bir gün babam büyük paralarla eve soba ve borularını getirip kurdu.
İşte mutluluk buydu. Komşular sobamızı görmeye gelirdi. Okuldaki arkadaşlarım sırayla bizi, daha doğrusu sobayı ziyarete gelirlerdi.
Herkes aydınlanmak için baca kaşında kandil yakardı. Kandilin haznesinde, gazyağından önce haşhaş yağı yakılırdı. Baca kaşının içi, dışı, üstü işle kaplı, simsiyah bir perdeyle kaplanırdı.
Günlerden bir gün eve lamba geldi.
Hani bugünkülerin bilmediği, nostaljik bir meta olarak büfelere süs olarak koydukları, 6-7-8-9’lu diye tabir edilen lambalardan.
Her gün akşama yakın, lambanın islenmiş cam şişesini yıkama merasimi yapılır, parlatılır, yıkanır, silinirdi. Ben artık lambanın altında derslerimi yapmaya ve kitaplarımı okumaya başlamıştım.
İşte mutluluk size.
“Evde koca 9’lu lamba yakıyorlarmış. Buna gaz mı dayanır?” diye köyde çok dedikodu yaptılar.
Sonra köy oldu kasaba ve elektrik geldi.
Nur geldi evlere.
Kandiller ve lambalar en ücra yerlere atıldı.
Kara kalemleri sonuna kadar kullanmak için, uçlarına kamış takardık. Tükenmez kalemle 1960’dan sonra tanıştık. Dolma kalemler yavaşça terk edildi. Onlardan aldığımız tat bir mutluluktu.
Şimdilerde doymayan bir toplum olduk.
Her şeyimiz var. Ağzımızın tadı, mutluluğumuz yok.

Sosyal Medyada Paylaşın:
Önceki Yazı
Sonraki Yazı

BİRDE BUNLARA BAKIN

Yorumlara Kapalıdır