• DOLAR
    $2.285,4600
    ( ₺2,92 )
  • EURO
    $1,3703
    %0,27
  • ALTIN
    $56.093,0500
    %0,63
  • BIST
    91,2656
    ( ₺0,02 )
Sevmiyorlar

Sevmiyorlar

SEVMİYORLAR   Sevmiyorlar işte, sevmiyorlar… Resmi sevmiyorlar, heykeli sevmiyorlar, müziği sevmiyorlar; sanatı sevmiyorlar, edebiyatı sevmiyorlar, şiiri sevmiyorlar, karikatürden nefret ediyorlar.   Rahatsız oluyorlar… Gülenden rahatsız oluyorlar, konuşandan rahatsız oluyorlar, içkisini yudumlayarak sohbet edenden rahatsız oluyorlar; hayata mutlu bakandan, aşık olandan, türkü söyleyenden, saz çalandan nefret ediyorlar.   Dizilere takıyorlar kafayı… Muhteşem Yüzyıl’ın erkek rollerini bir […]

SEVMİYORLAR

 

Sevmiyorlar işte, sevmiyorlar…

Resmi sevmiyorlar, heykeli sevmiyorlar, müziği sevmiyorlar; sanatı sevmiyorlar, edebiyatı sevmiyorlar, şiiri sevmiyorlar, karikatürden nefret ediyorlar.

 

Rahatsız oluyorlar…

Gülenden rahatsız oluyorlar, konuşandan rahatsız oluyorlar, içkisini yudumlayarak sohbet edenden rahatsız oluyorlar; hayata mutlu bakandan, aşık olandan, türkü söyleyenden, saz çalandan nefret ediyorlar.

 

Dizilere takıyorlar kafayı…

Muhteşem Yüzyıl’ın erkek rollerini bir gürlemeyle hadım eden Başadam’dan sonra; Parti’nin gözcüsü, Hükümet’in sözcüsü Ağlayan Adam da gençlik dizileri için gürledi. Ne biçim gençlik diziymiş onlar öyle? Lise çağındaki gençlik aşk meşkle mi uğraşırmış? Ne vermek, ne yapmak istiyormuş bu diziler?…

 

Kafalarında standartlaştırdıkları bir aile yapısı var…

Baba camiye, anne mevlide, çocuklar Kuran kursuna gidecekler.

Delikanlı sessizce işine gidecek; genç kız, çeyizi için gergef işleyecek.

Alacaklar makarnalarını, kömürlerini; şükredecekler Allah’a, minnet duyacaklar iktidar partisine…

 

Özerk üniversite, parasız eğitim isteyen gençlik deli ediyor onları.

Bağımsız yargı, evrensen ölçütlere uygun sistem isteyen hukukçular çıldırtıyor.

Düşünce ve ifade özgürlüğü isteyen gazeteciler çileden çıkarıyor.

Engelsiz bilimsel çalışma, yeni yeni araştırmalar isteyen bilim insanları küplere bindiriyor onları.

 

Bağırıp çağırıyorlar, kızıyorlar, azarlıyorlar, hakaret ediyorlar, aşağılıyorlar…

İtaat eden gençlik istiyorlar.                                                    

Boyun eğen bilim insanı istiyorlar.

Pazarlıksız evetçi sendikacı istiyorlar.

Yandaş yazar, yalaka gazeteci, çanakçı sunucu istiyorlar.

 

Eleştiriye, doğruya, gerçeğe tahammülleri yok…

Bir kaşık suda boğmak geliyor içlerinden muhalefet partilerini.

Kendilerine destek olunduğunda seviyorlar, karşı çıkıldığında nefret ediyorlar.

Bir gün sevdiklerine, başka bir gün sövüyor; bir gün sövdüklerini ertesi gün seviyorlar. Dikensiz gül bahçesi gibi meclis istiyorlar.

 

İşte bu tanımlara uyan siyasal iktidarların, sosyal ve siyasal literatürdeki tanımlarına “sivil faşizm” deniyor…

 

Sosyal Medyada Paylaşın:
İlginizi Çekebilir

BİRDE BUNLARA BAKIN

Yorumlara Kapalıdır