• DOLAR
    $2.136,1700
    ( -₺1,99 )
  • EURO
    $0,5961
    %-0,17
  • ALTIN
    $34.176,8700
    %-0,40
  • BIST
    92,9021
    ( ₺0,01 )
Sihirli ve tehlikeli sözcük: BARIŞ

Sihirli ve tehlikeli sözcük: BARIŞ

Silahlar niçin üretilir? İnsan öldürmek için. Modern silahlar?… Daha kısa sürede daha çok insan öldürmek… Dahası… Daha çok yapıyı yakıp yıkmak, yoketmek. İyi de niçin, niçin, niçin?!… Neden ölsün insanlar, neden yakılıp yıkılsın yapılar? Yetmiyor mu bu dünya insanlara; biribirini öldürmeden yaşayamazlar mı?   Derin derin, dünya savaşlar ve paylaşımlar tarihine girmeyelim; yakın tarihe ve […]

Silahlar niçin üretilir? İnsan öldürmek için.

Modern silahlar?… Daha kısa sürede daha çok insan öldürmek…

Dahası… Daha çok yapıyı yakıp yıkmak, yoketmek.

İyi de niçin, niçin, niçin?!…

Neden ölsün insanlar, neden yakılıp yıkılsın yapılar?

Yetmiyor mu bu dünya insanlara; biribirini öldürmeden yaşayamazlar mı?

 

Derin derin, dünya savaşlar ve paylaşımlar tarihine girmeyelim; yakın tarihe ve günümüze gelip o pencereden bakalım. Çünkü; silahlara karşı olanlarla, bir anlamda ölmek istemeyenlerle; silahtan yana olanların yani öldürmek isteyenlerin, o ölümlerden, dökülecek insan kanından rant vurgunu yapanların savaşımı var bu tarih kesitinde… Çünkü mantık denklemi çok basit, insanlar biribirini öldürmezlerse, silah işe yaramaz; insanlar biribirini öldürdükleri ölçüde de silah gereği ortaya çıkar; o ölçüde silah satışı olur. Silah satışı deyince akla, dünyanın en güçlü sanayisi olan silah sanayisi gelir. (Bunu çekici kılmak ve gerekli gösterip benimsetmek için “savunma sanayisi” diyorlar)

 

İşte bu noktada ortaya çıkıyor savaş ve barış ikilemi… Ya savaştan, silahtan, insanların biribirini öldürmelerinden yana olacaksın (ki bu kolay, hiç bir şey yapmaman, düzene uyman yeterli) ya da savaşa, silaha, insanların biribirini öldürmelerine yani düzene karşı olacaksın. İşte bu ayrıcalık ister, yürek ister, vicdan ister, insan sevgisi ister, bu uğurda bedel ödemeyi göze almayı ister. İşte bu noktada ortaya çıkıyor o sihirli ve bir o kadarda tehlikeli sözcük: BARIŞ…

 

Şimdi dünyayı ikiye bölerek bakalım: Silah üretip satanlar ve silah satın alıp kullananlar…

Bakın şöyle bir, silah üretip satanlar ölmüyorlar savaşlarda; silah satınalıp kullananlar ölüyorlar ya da öldürüyorlar. Örneğin; hangi savaşlarda, kaç Amerikan, kaç Alman, kaç İngiliz askeri ölüyor? Ölenler, biribirini öldürenler hep silah satınalan yoksul ülkelerin halkları değil mi?

 

“Eh savaştır, ‘terörle mücadeledir’; ölmek-öldürmek kaçınılmazdır” mı diyeceksiniz?

Şöyle biraz düşünerek bakın o zaman, bakarken de vicdanla ve gerçekçi gözle bakın; o savaşları çıkaranlar, o terör örgütlerini yaratanlar, besleyenler, destekleyenler hangi ülkeler?

Terörle mücadele eden ülkeye de o ülkede terör yaratan örgütlere de silah satan aynı ülkeler değiller mi? Silah sanayisi mi var terör örgütlerinin Allah aşkına? Görmüyor musunuz,

 

Ortadoğu kan gölü; neden? O toprakların zenginlik kaynakları, yetmiyor mu o topraklarda yaşayanlar? Hem de nasıl, her ferdini zengin yaşatacak kadar… Ama savaşıyorlar/savaştırılıyorlar. Niçin? Çünkü o toprakların ürünü (petrol) emperyalist ülkeler için çok gerekli. Buna da el koymanın yolu, orada sürekli savaş çıkarmak; silah verip, petrol almak. Böylece hem savaş sanayisi ayakta kalacak, hem de hükmedecekleri topraklar olacak.

 

“Emperyalist Politika” konusuna girmeyeceğim uzun uzun; derin ve analizi zaman alır şimdi.

Ancak hemen şunu söylemeliyim; emperyalist ülkelerde ve onların güdümündeki sömürge/yarısömürge ülkelerde, “barış” sözcüğü ve barış yanlıları hiç sevilmez. Bırakın sıradan yurttaşları; barış isteyen kişi devlet adamı bile olsa etkisiz hale getirilir. Örnek mi istiyorsunuz? Örnek çok da, en çarpıcı olanı; barış yanlısı kendi devlet başkanlarını bile öldürtmeleridir. Hatırlasanıza ABD Başkanı J.F.Kennedy niçin öldürülmüştü, Vietnam savaşını bitirmek istediği için değil mi? Oysa Kennedy haklıydı; o savaş kazanılamazdı.

Nitekim kazanılamadı da; Güney-Kuzey diye ikiye böldürüp, bir yana destek verdiği Vietnam, sonunda birleşip, koca Amerika’yı gömdü o topraklara; barış kazandı…

 

Ama halâ vazgeçmezler aynı politikadan. Halâ ülkeleri Güney-Kuzey, Doğu-Batı veya şu dinden-bu dinden, şu mezhepten-bu mezhepten diye ayırıp-ayrıştırıp, biribiriyle savaştırarak silah satıyorlar ve o ülkelerin yönetimine müdahil oluyorlar. Askeri işgaller dönemi kapandığı için, kendilerine göbekten bağlı kukla yönetimler kurarak yönetiyorlar ülkeyi.

 

O yüzden ödleri kopuyor savaş karşıtlarından, barış isteyenlerden. Halkları uyandırmalarından korkuyorlar. Onun için barış isteyen vicdan ve yürek sahibi insanlar için popüler yaptıkları bir suçla damgalayarak susturuyorlar; susturamazlarsa, yoketmeye kalkıyorlar. Ya bundan da korkmayanlara ne yapacaklar? Hele korkmayanlar çoğaldığında, barış sesleri yükseldiğinde ne yapacaklar?!

 

 

Sosyal Medyada Paylaşın:
İlginizi Çekebilir

BİRDE BUNLARA BAKIN

Yorumlara Kapalıdır