Gözden kaçırmayın

Kayacan, Görevden AlındıKayacan, Görevden Alındı

AKÜ Fen Edebiyat Fakültesi Tarih Bölüm Başkanlığı ile Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi Uygulama ve Araştırma Merkezi iş birliğinde “Cumhuriyetin 103 Yıllık Mirası” başlıklı panel gerçekleştirildi. Erdal Akar Konferans Salonunda düzenlenen panelin moderatörlüğünü Tarih Bölüm Başkanı Prof. Dr. Gürsoy Şahin üstlenirken Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürü Prof. Dr. Ahmet Altıntaş ile Tarih Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Sadık Sarısaman konuşmacı olarak yer aldı.

Panelin açılışında konuşan Prof. Dr. Gürsoy Şahin, Mustafa Kemal Atatürk’ün “Cumhuriyet, bilhassa kimsesizlerin kimsesidir” sözüne atıfta bulunarak Cumhuriyet’in toplumsal dayanışma, eşitlik ve devletin vatandaşlarına karşı sorumlulukları bakımından taşıdığı öneme dikkat çekti.

Altıntaş: “Millî Mücadele, halk egemenliğine giden sürecin dönüm noktasıdır”

“Cumhuriyetin İlanına Giden Süreç” başlıklı sunumunda Cumhuriyet düşüncesinin tarihsel temellerini anlatan Prof. Dr. Ahmet Altıntaş, Osmanlı Devleti’nde yönetim yetkisinin sınırlandırılmasına yönelik gelişmelerin Cumhuriyet’e uzanan siyasal dönüşümün önemli aşamalarını oluşturduğunu belirtti. Sened-i İttifak ile başlayan yetki paylaşımı arayışlarının Tanzimat Fermanı ve Meşrutiyet dönemlerinde yeni bir boyut kazandığını ifade eden Altıntaş, Millî Mücadele yıllarında millî irade anlayışının siyasal yapının temel unsuru hâline geldiğini söyledi. Amasya Genelgesi, Erzurum ve Sivas kongreleri ile Misak-ı Millî kararlarının millî egemenlik anlayışının gelişmesinde belirleyici olduğunu kaydeden Altıntaş, “Amasya Genelgesi, Erzurum ve Sivas kongreleri ile Misak-ı Millî kararları halk egemenliğine giden yolu açtı. 23 Nisan 1920’de TBMM’nin açılmasıyla egemenliğin fiilen millete geçti. 29 Ekim 1923’e uzanan süreçte yaşanan hükümet bunalımı ve anayasa değişiklik teklifleriyle Cumhuriyet resmen ilan edilmiş oldu” diye konuştu. Cumhuriyet’in ilanının yalnızca bir yönetim değişikliği olmadığını, uzun yıllara yayılan anayasal ve siyasal gelişmelerin sonucunda gerçekleştiğini belirten Altıntaş, Türkiye Büyük Millet Meclisinin açılmasıyla millî egemenlik ilkesinin devlet yönetiminin merkezine yerleştiğini ifade etti.

Sarısaman: “Cumhuriyet yönetiminin adı 1923’te konuldu”

Panelde “Türkiye’de İlanından Bugüne Cumhuriyet Rejimi” başlıklı sunumunu gerçekleştiren Prof. Dr. Sadık Sarısaman, Cumhuriyet’in kuruluşundan günümüze anayasal düzenin ve devlet kurumlarının geçirdiği değişimi değerlendirdi. 1876 Kanûn-ı Esâsî ve 1908 Meşrutiyet dönemlerinin anayasal gelişmeler açısından önemine değinen Sarısaman, Millî Mücadele sırasında kabul edilen 1921 Anayasası’nın yeni devletin yönetim anlayışını şekillendirdiğini belirtti. Sarısaman, 23 Nisan 1920’de TBMM’nin açılmasıyla Anadolu’da halkın temsilcilerine dayanan bir yönetim yapısının fiilen oluşturulduğunu ifade ederek “Millî Mücadele devam ederken 1921 yılında Ankara’dakiler İstanbul’dan farklı bir anayasa ilan ettiler. Orada fiilî bir durum var” dedi. Cumhuriyet’in ilanından önce meclis hükümeti sisteminin uygulandığını hatırlatan Sarısaman, “Bunun adı 1923’te konuldu. Aslında saltanat kaldırıldığından beri rejimin ne olduğu belirsizdi. Soruyorlar, ‘Sizin rejiminiz nedir?’ diye; ‘Meclis hükümeti sistemidir, bize mahsustur’ diyoruz” ifadelerini kullandı.

Cumhuriyet’in anayasal ve kurumsal dönüşümü

Türkiye’nin anayasal gelişim sürecini 1924, 1961 ve 1982 anayasaları üzerinden değerlendiren Sarısaman, cumhurbaşkanlığı makamının görev süresi, seçilme şartları ve vekâlet usullerinde yapılan değişiklikleri anlattı. Sarısaman, anayasal düzenlemelerle birlikte yürütme organının yapısında ve yetkilerinde yaşanan dönüşüme ilişkin bilgi verdi. Cumhuriyet döneminde oluşturulan kurumların demokratik sistemin işleyişindeki rolüne de değinen Sarısaman, 1950 yılında kurulan Yüksek Seçim Kurulunun seçimlerin güvenilirliği ve halk iradesinin sandığa yansıması bakımından önemli görevler üstlendiğini belirtti. 1961 Anayasası ile kurulan Anayasa Mahkemesinin kanunların anayasaya uygunluğunu denetleyen temel kurumlardan biri olduğunu ifade eden Sarısaman, 2010 anayasa değişikliğiyle kabul edilen ve 2012 yılında uygulanmaya başlanan bireysel başvuru hakkının temel hak ve özgürlüklerin korunması açısından önemine dikkat çekti.

Panel, katılımcıların sorularının yanıtlanması ve konuşmacılara teşekkür belgelerinin takdim edilmesiyle sona erdi.